9.3.08

Suadiye "S" virajı


Caddebostan'da MC-Drive ile onun tam karşısında , sahil tarafında bulunan Migros arasındaki "sanal" çizgiden başlayan sahil yolunun Suadiye sapağı etrafındaki bölgeye verilen isimdir "Suadiye-S".
Sapağa gelmeden hemen önce orta derece keskin bir sol viraj , ışıklar , sapak ve hemen sapağın önünde yumuşak bir sağ virajla beraber uzun ve dümdüz bir yol uzanır...
..."Bu noktadan uzak durun"...
Orada artık her zamankinden daha fazla bir karmaşa var. Kimin ne olduğu ne yaptığı veya ne yapacağı belli değil. Yolun ortasında trafiği kesip sıfır çizenler , virajda yanlamaya çalışanlar , kaldırımda her yönde gazlayan motosikletler , kontrolsüz scooter ' lar , saçma hareketler yapan kontrolsüz bir kalabalık , evlerinde oturanları son derece rahatsız edecek gürültüler , bağırışlar çağırışlar , müzik sesleri , egzoz sesleri vs..vs..
Açıkçası polis de artık o noktaya taviz vermeye hiç ama hiç niyetli değil. Çünkü oradaki karmaşa ve taşkınlık ayyuka çıkmış vaziyette. Orada olan biten hiçbirşey hoş değil , kontrol dışı... Kontrolün olmadığı yerde de kimin başına ne geleceğini kimse bilemez...
Kendinizi kollamak ve belaya bulaşmak istemiyorsanız oradan uzak durun. Ne yaptığını bilmeyen kişiler yüzünden bütün araba meraklıları da rezil oluyor...
Bu işin bu noktaya gelmesi çok acı...
Bu iş böyle olmaz , yüzbin kez yazdık çizdik , bu şekilde devam edilirse neler olacağını tahmin etmek bile istemiyorum...

Bence.. Fiat Bravo





Gerçekten yakışıklı.. Sanki bize "Fiat Stilo" hezimetini unutturmak istermiş gibi..
Billboard'lardaki resimleri (sanıyorum jantlarının büyük olmasından dolayı) gözüme oldukça hoş görünüyor. Ama arka çaprazdan bir miktar Alfa 147 havası var bence. Genelde tasarımını sevdim. İçi de hoş. Motor seçeneklerindeki "1,6 T-jet/150hp" keyif vericidir eminim. Hele ki 6 ileri düz şanzıman..
Satış fiyatları bana , kompakt sınıftaki bir hatchback için ilk başta fazla geldi. Öte yandan , Bravo'ların ekipman listesine baktığımda bu fiyat seviyesini biraz daha makul buldum denilebilir. Peki ama nerede kaldı kompakt sınıfın bütçe dostu yanı?
Detaylar için : Yeni Fiat Bravo

8.3.08

Bence.. Nissan GTR



Evet adı artık "Skyline" değil.. Nissan Motor Co. bu konuda çok titiz.. Onun adı "GTR"...
Çok ama çok kabiliyetli bir şanzıman.. Çılgın bir motor.. Teknolojik oyuncaklar.. Ama en çok sevdiğim oyuncak ise hızlı ve kusursuz bir kalkış için "launch control" butonu...
Sonuç mu?
Aklın alamayacağı kadar çevik.. Hatta Porsche 911 Turbo'dan bile daha hızlı ve ondan çok daha ucuz..
Detaylı bilgi için : Nissan GTR

Bence.. Yeni Ford Focus



İlk Focus'un hatchback kasası , sedan kasaya göre daha güzeldi.. Ama göstergelerin ışıklandırması bence içerideki tüm o yeni nesil "üçgen formlu" tasarım rüzgarını zayıflattı..
İkinci nesil Focus'ta ise durum tam tersi oldu.. Bu kez sedan olanı daha güzeldi bana kalırsa.. Ama yine iç ışıklandırma hayallerimi yıktı.. Yapılan makyaj sonrası ise gözüme daha bir sempatik gelmeye başlamıştı..Ayrıca önde oturan gayet rahat ederken arkada ben hiçbir zaman rahat edemedim..
Ve 2008..Ölçülerde herhangi bir değişiklik yok..Dolayısı ile arkada yine rahat edemeyeceğim bu kesin..Ama iç tasarımdaki makyajı bu defa beğendim.. Başka özellikleri hakkında yorum yapmam gerekirse , yine her zamanki gibi kusursuz yol tutuş devam ediyor.. Yoldan koparmak zor..
Detaylar için : Yeni Ford Focus

"Bence..." başlıyor...

Bugünden itibaren tamamen şahsi ve cümle içinde kullanmayı çok sevdiğim bir tabirle tasvir etmek gerekirse "nev-i şahsına münhasır" yorumlarımı aktaracağım "Bence" konularına başlıyorum.. Bu yorumlar tamamen kendi naçizane tecrübelerime , dünya görüşüme ve hissettiklerime göre şekillenecek ve hiçbir ticari amaca hizmet etmeyecektir..
Saygılarımla...

PLX Devices

Performans göstergeleri , görsel katkılarının yanında , çok çok önemli fonksiyonları ve analizleri sayesinde gerçek sürücüler için kesinlikle vazgeçilmez yardımcılardır.. Evet bence onlara "aksesuar" demek çok yanlıştır.. Aracınızı kullanırken tamamen yola konsantre olursunuz (ben daha çok motorumun sesini konsantreyimdir :) ) ve doğal olarak kaputun altında ya da oturduğunuz koltuğun altından geçip giden egzozlarınızda , arkanızdaki benzin deposunda neler olup bittiğini bilemezsiniz.. İşte bu göstergeler sizin yerinize her an önemli ve hayati noktaları gözlemleyerek size anlık bilgi aktarırlar.. İş işten geçip de motor yandıktan veya zarar gördükten sonra göstergede yanan kırmızı bir "motor uyarı ışığı" nın kime ne faydası var?
İşte size "performans göstergeleri" adı altında bir teknoloji , gerçekten tadına doyulmaz görsellikte bir ürün grubu...
Detaylı bilgi için : PLX Devices

7.3.08

Canım ülkemden swap örnekleri...

Ülkemizde yapılan birkaç örneği kısaca tanıtmak isterim...

Honda CRX Twin Engine 4WD



Biri önde ve biri arkada olmak üzere iki adet "b16a2" Honda Civic Vti motorlarına sahip araç 4 tekerlekten çekişli ve NOS takviyeli..




Bmw e36 M-Supra Turbo



Mk4 Toyota Supra'dan alınan "2jz-turbo" motora ve yine Supra'nın 6 ileri şanzımanına sahip olan standart görünümlü e36 kasa bir Bmw M3... Bu araç pek çok hızlı motorsikleti bile geçebilecek kapasiteye sahip.. Örnek olarak sayın Suzuki Hayabusha ile rolling hadisesini aşağıda bulabilirsiniz..



Honda Civic Vti Turbo

Dc2 Honda İntegra TypeR'dan alınan "b18c5" motorlu ve turbo takviyeli standart görünümlü "Ek" kasa Civic Vti...


Honda Civic Si Turbo

Dc2 Honda İntegra TypeR'dan alınan "b18c5" motorlu ve turbo takviyeli , "Eg" kasa extreme Civic Si...


Honda Civic Coupe Turbo

Honda Civic Vti'dan alınan "b16a2" motorlu ve turbo takviyeli , Türkiye'de gerçekten ender bulunan (4 adet) "Eg" kasa Civic Coupe...

Peki ya yurtdışında bu işlere güzel örnekler var mı? Pek tabii ki var.. Şahsen en çok beğendiğim birkaç fikir / uygulamayı şu şekilde sıralayıp keyifli seyirler dilerim..
-F20c Honda s2000 motorlu Bmw e36 sedan


-F20c Honda s2000 motorlu Citroen Saxo (RWD)


-B16a Honda Civic motorlu Mini Cooper Classic


-F20c Honda s2000 motorlu Mini Cooper Classic (RWD)


-2jz Toyota Supra motorlu Toyota ae86 Levin (hachiroku)


-Suzuki Hayabusha motorlu Smart fourtwo

"Swap" denen şey...

Kelime karşılığı "değiştirmek" olan bu tabiri , otomobil camiasında genelde "mekanik" ünitelerin veya grupların değiştirilmesi olarak ele alabiliriz. İşin özünde , elimizdeki araca-modele ait olmayan bir parçayı , mevcut aracımıza entegre etme çalışması yatar. En popüler hali "motor" değişimi iken , şanzıman , akslar, direksiyon kutusu , elektronik sistemler gibi konularda da swap yapılmaktadır.
İngilizce kelimeler kullanmayı sevdiğim için değil de bu işlemin tam karşılığı olduğu için "swap" kelimesini kullanmayı sevdiğimi söylemek isterim. :)
Az önce de bahsettiğim gibi , en popüler haliyle motor swap işleminden biraz bahsedelim..
Motor swap'lamak (işin tüm teknik detaylarını ve zorluklarını şimdilik geçiyorum) tamamen hayalgücüne ve malzeme temin imkanlarına bağlıdır. Özellikle Amerikan otomobillerinde sıklıkla gerçekleştirilmektedir. Neredeyse tüm "Hot Rod" araçları orjinal motorları ile ilgisi bile olmayan türlü kabiliyette motorlarla gezmektedirler.
İşin çok basit bir mantığı var , mevcut motoru güçlendirmek için uğraşmaktansa doğal olarak güçlü bir motoru alıp takmak...
Doğal olarak , RWD (rear wheel drive-arkadan itişli) bir araca , yine RWD bir motor koymak nispeten kolaydır. Veya aynı şekilde FWD (front wheel drive-önden çekişli) bir araca FWD motor koymak ya da 4WD bir araca yine bir 4WD motor koymak da öyle. Ama işin en çarpıcı ve çılgın hali ise tabii ki FWD bir araca RWD motor koymak veya tek çeker bir aracı dört çeker hale getirmektir ki bu işlemler diğer iki örnekle yakından uzaktan ilgisi olmayan değişiklikler gerektirir. Bu işin de bir "extreme" hali yok mu peki? Tabii ki var.. Bir araca birden çok motor koymak.. (bunun ülkemizde de örneği var.. bkz.çift motorlu crx)
Swap konusunda (bir Japon-sever olduğum için) Amerikan araçlarını konu dışında tutup yazıma devam etmek istiyorum. Yoksa durup durup aklıma "corvette motoru takılmış civic" örnekleri geliyor ve tüm konsantrem kayboluyor.. İzleyelim mi? :) :)




Neyse.. Konumuza geri dönelim..
Son zamanlarda ülkemizde sportif kullanım adına popülaritesi dikkat çekici şekilde artan birkaç marka var ; Nissan,Honda,Subaru,Mitsubishi,Bmw,Mini ve Peugeot... Bu markalar , gerek performansları gerekse tuning ürünlerinin temin rahatlıkları ile çok yol aldılar.. Ancak konu "swap" işlemine geldiğinde ise tüm dünyada öne çıkan markalar ise Nissan ve Honda. Bu araçlar , kendi markaları altındaki diğer modellerin parçalarına , özellikle de motorlarına şaşırtıcı derecede uyum sağlıyorlar. Herhangi bi Honda Civic'e , Honda'nın herhangi bir FWD motorunu takabiliyorsunuz. Aynı durum Nissan 200sx için de geçerli. Ama ne yazık ki ülkemizdeki yasalar gereği bu sektör neredeyse hiç ilerleyemiyor. Faturalı olmadıktan sonra yurtdışından motor getirtseniz de ruhsata işletemiyorsunuz. Faturalı olsa da aracın orjinal motor hacminden %20 (oran konusunda yanlışım olabilir) fazla hacimli bir motor koyamıyorsunuz.
Şimdi "aracın şasisinin sağlam ve yeni gelecek güce dayanacak yapıda" olduğu varsayımı ile ,
gelelim işin teknik satırlarına ve "gerekenler-yapılacaklar" konularını basitçe sıralayalım ;


Motor
İsteklerinize uygun olarak temin edilecek olan bir bloğun üzerinde mutlaka olması gereken parçalar ; emme-egzoz manifoldları , distributor , yağ ve su pompaları , vites kutusu , debriyaj seti , tüm bağlantı kabloları (complete harness) olarak sıralanabilir. Motor ikinci el olacağı için , monte etmeden önce iğneden ipliğe söküp sağlığına bakmak ve bu aşamada kapsamlı olarak bu aşamada elden geçirmek çok mantıklı olacaktır.

Motor Kulakları
Araca özel olarak üretilirler. Her motorun şasi bağlantı kulakları farklıdır
ve araca monte edilirken farklı düzenlemeler gerektirebilir. Motor sağlığı
ve alınacak verim açısından çok önemli parçalardır. Çalışma esnasında sürekli olarak yerinde kıpırdamaya çalışan motorun bu hareketi ne çok fazla kısıtlanmalı ne de çok serbest bırakılmalıdır.


Akslar
Araca özel olarak üretilirler ve motorun ürettiği döndürme gücünü
tekerleklere ileten yegane parçalardır. Bu nedenle bu parçanın sağlıklı
ve kaliteli olması çok önemlidir. Araca uygunluğu konusunda birşey
söylemeye gerek yok çünkü elinizde yanlış parça varsa zaten uymayacaktır.

Beyin
Motorunuz enjeksiyonlu ise aracın motoruna ve sizin ihtiyacınıza uygun olan bir kontrol ünitesi mutlaka gereklidir. Bu hem sizin motorunuzun düzgün çalışmasına hem de bazı ayarlar ile oynayarak verimi (dolayısı ile gücü) arttırabilmenize olanak sağlayan ürünlerdir.

Bu "organ nakli" işlemi bittikten sonra da tüm güç arttırma çalışmalarında olması gereken diğer olmazsa olmaz müdahaleleri de yapmamız gerekiyor ;

Fren sistemi
Yeni motoru taktığınız aracınız zayıf bir araç ise mevcut fren sistemi , yeni performansa yetmeyecektir ve tehlikeli olacaktır. Aracınızın gücünü arttırıp daha da hızlandırmaya çalışırken bir yandan da onu durdurabilme gücünüzü de geliştirmelisiniz. İyi giden ama iyi duramayan bir otomobilin sizi karanlıktan başka bir yere götürmeyeceği aşikardır.



Süspansiyon sistemi ve lastikler
Swap işlemi , performans amaçlı yapıldığı için bir aracın iyi
yürüyebilmesinin ana şartı yere iyi basmasından geçer. Elinizdeki
yeni gücü yere en iyi aktarabilecek ve en uyumlu lastik-jant grubu ,
aracın yeryüzüne tek temas noktasıdır. Konunun ciddiyeti
ortada sanırım..
Diğer bir konu ise , aracın sürüş karakterini direkt olarak etkileyen
süspansiyon sistemidir. Amaca uygun amortisör-yay grubu ve yine
amaca uygun diğer ekipmanlar , aracınızın sağlıklı-verimli-güvenli
şekilde yol alabilmesini sağlayacaktır. Süspansiyon sistemi , yakıt
tüketimi , hızlanma , son sürat , fren kabiliyeti , güvenlik , konfor ,
yol tutuş ve dayanıklılık konularına direkt olarak etki eden olmazsa
olmaz bir bileşendir.

Şimdi de bu anlattıklarımı örnek bir video ile tamamlarsak sanıyorum herşey daha da anlaşılır olacaktır. Aşağıdaki videoda , Honda Civic Eg kasa bir araca , yine Honda'nın Ep3 kasa ve Fd2 kasa Civic TypeR modellerinde kullandığı k20a motorunun / 6 ileri şanzımanının swap aşamalarını ve cezbedici sonuçlarını görebilirsiniz. Keyifli seyirler dilerim...

1.11.06

Performansa Yönelik Modifiye

Eveeet...Hepimiz güçlü makinelere sahip olmak isteriz ve bütçemiz elverdiği ölçüde de sahip olmaya çalışırız , her ne kadar bazılarımız "resmen" dile getirmese de...Sonuçta "güç" herkesi bir şekilde çeker...(Bkz.yaşadığımız gerçek hayat)
Bu modifiye başlığı,diğer konularda olduğu gibi sınırsız değildir.Sonuçta üzerinde çalışacağımız aracın teknik özellik ve kabiliyetleri çerçevesinde mutlak bir üst sınırı olacaktır...
Kimileri gösterişli otomobillere binmekten ve dikkat çekmekten keyif alırken,kimileri de mütevazi görünen,dikkat çekmeyen ama içinde haşin bir güç barındıran makinelerden hoşlanır..Tabii bu iki tarzın birleştiği örnekler de vardır ve genelde "extreme tune" olarak tanımlanır.
Performansa yönelik atılacak adımlar, gücü yaratan merkeze ve yaratılan gücü aktaracak yan sistemlere yapılır.
Otomobiller ile ilgili iseniz (ki zaten burada olmanız buna mutlak bir cevaptır) motorun güç üretimi ile ilgili temel prensipleri mutlaka biliyorsunuzdur. Bir motordan , kendi kabiliyeti dahilinde yarattığı standart güçten daha fazlasını alabilmenin ana kuralı basitçe , içinde patlayan karışımın nitelikleri ile oynamayı gerektirir. Güç , yanma odasındaki patlamadan doğar. Biz daha kuvvetli patlamalar yaratabilirsek , açığa çıkacak güç de o derece artacaktır. Bu cümle her ne kadar bir tutam kimya koksa da tamamen mantığa dayalı olan bu sistemi dilim döndüğünce sizlere açıklamaya çalışacağım..
-İşin temelinde makinenin sağlıklı olması şartı yatar. Aracın ilk sahibi biz isek , zaten alındığından beri ne tarzda kullanıldığını bilmekteyizdir. Eğer aracı ikinci el almışsak önceki sahip veya sahiplerinin ne şekilde kullandıkları , aracın yorgunluğu açısından önemlidir. Her bileşeni normal niteliklerde kabul edersek araç sağlığı konusu için periyodik bakımlarının zamanında yapılmış olması bunun için temel-yeterli bir unsurdur. Daha sonra da kullandığımız
yakıtın kaliteli olması gelecektir. ( Vücut ne kadar sağlıklı ise ve tüketilen gıdalar da ne kadar verimli ise birey o kadar sağlamdır ve gelişmeye-spor yapmaya hazırdır)
-Evet,ana unsurlar tamam..Şimdi gelelim detaylara..Gücü yaratan
"patlama-yanma"dır..Patlama , yanma odasında sıkıştırılmış bir
şekilde bekleyen yakıt-hava karışımına buji tarafından çakılan bir
kıvılcım sonrasında gerçekleşir..Bu formülün içindeki yakıtımız
kaliteli olduğuna göre geriye 2 bileşen kalıyor..Hava ve kıvılcım..
-En basit şekilde patlama şiddetini arttırabilmek için , daha verimli
kıvılcım çakabilen daha kuvvetli bujileri tercih ederek başlayabiliriz.
Tabii bunun yanında bujiye gelen elektriğin de daha güçlü olması
gerekmez mi? İmdadımıza hemen "yüksek iletimli-geçirgenli
performans buji kabloları" gelir.. İyi bir buji kablosu ve daha verimli
bujilerle ilk aşamayı tamamladık..
-Peki ya hava ile nasıl oynayacağız?
Havanın kalitelisini nereden bulacağız? Bu nasıl olacak?
Kimya derslerini hatırlayın..Isınan hava genleşir (bunu unutmayın birazdan lazım olacak).. Bir adım geri dönüyoruz ve yanma odasının içine dalıyoruz.. Hava-yakıt karışımı , piston tarafından sıkıştırıldığında bir bomba gibi olur.. Oksijenin ne kadar yanıcı olduğunu hepimiz biliyoruz.. Hele ki yakıt zerrecikleri ile karışıp sıkıştığında.. Ana fikir şudur ; o yanma odasının içine nasıl daha fazla oksijen tıkabiliriz? Eğer o odanın içi daha fazla oksijenle doldurulabilirse , patlama daha büyük olacaktır.. Odanın hacmi de belli olduğuna göre cevap çok basit.. Isınan hava genleştiğine göre çok yer kaplayacak , soğumuş hava ise daha az yer kaplayacaktır.. Demek ki daha soğuk hava kullanırsak odaya daha fazla miktarda oksijen doldurabiliriz.. Bu düz mantığı eğer yeterince basit anlatabildiysem (anlatamadığımı düşünenler lütfen baştan bir kez daha okusun) şimdi havayı soğutma ve daha fazla havayı içeri doldurma tekniklerine kısaca değineceğim...

Açık Hava Filtreleri; (air filters&intake kits)
Standart araç filtrelerine nazaran daha geçirgen yapıdadırlar ve emme manifoldunun daha rahat emiş yapabilmesine yardımcı olurlar. Filtreler "intake kit" (basitçe : emme manifoldundan filtreye kadar uzanan ısıya dayanıklı özel boru) ile motor bloğundan uzak bir bölüme kadar uzatılarak mümkün olan en serin havayı emebilecek şekilde monte edilirler. Her araç için bu kitlerin tasarımı doğal olarak farklıdır. Bu tip filtreler yapıları itibariyle , gaz pedalına yüklenme sırasında emme manifoldundan sportif bir ses çıkmasını sağladıklarından oldukça popüler ürünlerdir. Ancak uygulama yanlışlıkları sebebiyle eğer sıcak hava alırlarsa performansı düşürdüğü gibi , yakıt tüketimini de arttırırlar.

Nitrojen Oksit Sistemleri ; (N.O.S)
Nitrojen , dokunduğu her şeyi aşırı hızlı soğutan bir ani dondurucudur. Bu sistemde , yanma odasındaki yakıt-hava karışımına püskürtülen nitrojen , havayı aşırı soğuttuğu için , çok çok daha fazla havanın yanma odasına doldurulmasına imkan verir. Soğuyan hava daha az yer kapladığından dolayı yanma odasında ekstra boşluk yaratılmış olur. Aracın içine monte edilen 4-5kg'lik NOS tüpünü , bir düğme yardımı ile devreye sokar ve kısa süreliğine ani güç artışı sağlar. Güç artış süresinin kısa oluşu , tamamen araç mekaniğini koruma ve sürüş hakimiyetinin kaybolmasını önleme amacı taşır. Her atış (eğer yarıda bırakılmazsa) 10-12sn. sürer ve 5kg'lık ortalama bir tüp ile yaklaşık 20 shot yapılabilir. Kullanılan sistemdeki püskürtme basıncına bağlı olarak ortaya çıkacak güç de değişiklik gösterir. En düşük basınçta bile 30-40hp gibi artı değerler elde edilebilir ve motor parçalarında başka bir değişim gerektirmez. Daha yüksek basınçlarda her shot'ta 200hp ve üzeri gibi değerler alınabilir ancak bu tür uygulamalar çok kapsamlı bir motor sağlamlaştırma ve aktarma organlarını güçlendirme işlemlerini gerektirir. Tetikleme esnasında ortaya çok ani bir ek güç çıkacağı için profesyonel kullanım becerisi ve tecrübe gerektirir. Trafikte kullanılması çok risklidir.

Aşırı Besleme Sistemleri / Turbo ;
Yanma odasına itilecek havayı , daha büyük güçle ve daha fazla doldurmaya yarayan bir basınç ve soğutma sistemidir. Turbo , çift taraflı ve birbirine bağlı çalışan pervanelerden oluşan bir türbindir. Pervanelerden biri motorun egzoz manifolduna , diğeri soğutucuya (intercooler) ve oradan da emme manifolduna kadar uzanan bir boru sistemine bağlıdır. Egzozdan çıkan havanın debisiyle dönmeye başlayan pervane , bağlı olduğu diğer pervaneye hareket verir ve bu pervane de emme manifolduna giden havayı daha yüksek basınçla itmeye başlar . Bu yol üzerinde , "intercooler" adı verilen bir ara soğutucu ünite bulunmaktadır. Bu ünite , turbo tarafından itilen havayı verimli bir şekilde soğutma görevini yerine getirir. Böylece soğuyan ve az yer kaplayan daha fazla hava , yüksek basınçla beraber yanma odasına "tıkıştırılır". Güç üretimi pervanelerin hareketlenebilmesine bağlıdır ve bu olay da motor devrinin belli bir seviyeye gelmesi ile gerçekleşir. Daha yüksek devirde daha debili bir şekilde çıkacak olan egzoz gazı , pervaneleri hareketlendirmeye başlar. Türbin tasarımına bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama 2.500-3.000 devirde turbolar devreye girerler. Güç artışı bu sistemde de türbinin oluşturduğu basınca bağlıdır. Ortalama 0,3-0,5 bar gibi seviyelerdeki normal turbo kitleri 40-60hp arasında güç verir. Turbolar belirli bir devirde güç üretmeye başlarlar ve motorun müsaade ettiği maksimum devirlere kadar kesintisiz güç üretirler. Devrede olmadıkları devir seviyelerinde motor hantal gibi gelir ama devreye girdiği andan da aracı arkadan sihirli bir elin itmeye başladığını hissedersiniz. Turbo uygulaması için motor iç aksamlarının güçlendirilmesi ve bu sürekli basınçla başa çıkıp sağlıklı çalışabilmesi için kapsamlı bir çalışma gerekmektedir.

Aşırı Besleme Sistemleri / Supercharger ;
Mantığı turbo sistemleri ile aynı ama tekniği farklı sistemlerdir. Gücünü motor volanından bir kasnak vasıtasıyla alan ve motor çalışır durumda iken sürekli aşırı besleme yapan bir türbini vardır. Bu nedenle turbolar gibi belirli bir devirde çalışmaya başlamazlar , rölantiden itibaren her an devrededirler ve güç her an kullanımınıza hazırdır. Aynı şekilde farklı basınç seviyelerine göre farklı güç kazandırırlar. Bu sistem de bir "aşırı besleme" sistemi olduğu için kapsamlı çalışma gerektirir.

Blok İç Bileşenleri ;
Peki , deminden beri bahsi geçen şu "motor içi kapsamlı çalışma" nedir?
Bu çalışma , motor içinde artacak olan strese (basınç , çalışma hızı ve üretilecek artı güçler) dayanabilecek malzemeleri kullanmak demektir.
Şimdi kısaca bu bileşenlere değinelim ;

-Pistonlar ; yüksek basınç + büyük patlama = daha yüksek sıcaklık
formülünden yola çıkıyoruz. İşte bu yüksek basınca ve de normalden
fazla oluşan sıcaklığa dayanabilecek malzemeden üretilmiş pistonlar kullanılmalıdır. "Forged" diye adlandırdığımız daha dayanıklı pistonlarla bu işlemi gerçekleştirebiliriz.

-Segmanlar ; basitçe piston etrafındaki metal contalardır. Yanma odasının izole edilmesi işlevini yerine getirirler.


-Piston kolları ; yüksek basınç , yüksek hız ve dolayısı ile yüksek güce
maruz kaldıklarında deforme olmamaları için güçlendirilmiş materyalden
üretilen kollar kullanılmalıdır. Kol deforme olduğunda genelde kırılır ve kırılan kol ya bloğu delerek dışarı fırlar ya da piston-subap gibi üst bileşenleri parçalar. Halk deyimi ile "kol çıkarmak" şeklinde adlandırılır. Bu nedenle bu parçanın dayanımı çok önemlidir.

-Krank mili ; motor bloğu içindeki en ağır
parçadır ve üretilen gücün yoğunlaştığı ve nihayetinde tek bir noktaya sevkedildiği en önemli bileşendir. Balansı düzenlenmiş , daha dayanıklı ve bir miktar daha hafif olan bir krank , motor verimi arttıracaktır.

Hareketli parçaları bu şekilde sıraladıktan sonra sırada bu parçaların devinimleri sırasında kendilerine veya başka bileşenlere zarar vermemeleri için gerekli ekipmanlara değineceğiz ;

-Yataklar ; krank milinin bloğa oturduğu temas noktaları , piston kollarının krank miline bağlandığı temas noktaları gibi çok önemli bölgelere konulan ve motor iç yağlama sistemi sayesinde aşınmaları engelleyip hareketleri kolaylaştıran ekipmanlardır.


-Gömlekler ; pistonların yukarı aşağı hareketleri esnasında saldırdıkları silindir iç yüzeylerini korumak ve aşırı strese karşı bloğun sağlığını muhafaza etmek üzere takılan , kelime manası ile birebir örtüşen iç kaplamalardır.



-Blok guard ; hareket halindeki silindir odalarının birbirlerine ve bloğun geneline karşı yarattıkları zararlı güçleri bertaraf etmeye yarayan basit ama bir o kadar da etkili bir parçadır.


-Kapak saplama seti ; ana ve üst kapağı birbirlerine sabitlemeye yarayan ekipmanlardır. Dayanıksız malzemeler , blok ve üst kapağın esnemesine ve kaçak yapmalarına sebebiyet verir. Basit parçalardır ama çok önemlidirler.




-Contalar ; tüm bileşenlerin birbirlerine tam olarak
oturmasını ve hiçbir şekilde kaçak yapmamasını
sağlayan conta takımıdır. Karter-blok arasında , blok-üst kapak , üst kapak-valf koruma kapağı , blok-manifoldlar , manifold-gaz kelebeği gibi hayati birleşim noktalarında kullanılacak özel contalar hem kusursuz bir yalıtım hem de aşırı basınca-sıcağa dayanıklılık sağlayacak , binbir güçlükle motorda ürettiğimiz gücün herhangi biryerden kaçmaması ve aktarma organlarına eksiksiz aktarılabilmesi için çok hayati görev yapacak parçalardır.

Atmosferik Besleme ;
Diğer bir güç alma yöntemi de atmosferik besleme (naturally aspirated yani kısaca "N/A") yöntemi ile sağlanabilir. Motorun ürettiği gücü , subap açılma-kapanma zamanlamaları ve açık kalma süreleri ile oynanarak arttırmak mümkündür. Bunun için temel kaynağımız , subap zamanlamalarını ayarlama görevini yerine getiren "egzantrik milleri" dir. Farklı güç seviyelerine göre değişik dizayn edilmiş bu mühendislik harikası parçaların değişimi ile motorun güç üretme karakteristiği ve devir çevirme yetenekleri tamamen değişecektir. Universal tanımlamalar çerçevesinde sokak uygulamaları ve yarış uygulamaları için iki ana gruba ayrılırlar ve her iki grup da kendi içinde (karakteristiklerine göre) 4 çeşittirler. Bu çeşitlemeler Stage 1-2-3-4 olarak adlandırılırlar. Getirileri için net konuşmak mümkün değildir çünkü her aracın motor karakteristiği ve potansiyeli farklıdır. Araca ve motora özel olarak üretilen bu parçalar kesinlikle "universal" parçalar değildirler. Aracın cinsine , üzerindeki motora ve hatta üretim yılına göre farklı farklı dizayn edilirler.
Stage1 uygulamaları için motorda kapsamlı bir değişim gerekli değildir. Standart bileşenler sağlıklı ise Stage1 egzantrikler sorunsuz kullanılabilirler. Sadece aracın beynine (ECU) müdahale edilmesi ve yeni motorun yeni karakterine uygun ayarlamaların yapılması gerekir. Motor iç bileşenlerini geliştirmek elbette ki yararlı işlemlerdir ancak Stage1 için şart değildir.
Stage2 uygulamaları , tıpkı "Turbo" ve "Supercharger" uygulamaları gibi muhakkak farklı geliştirmeleri gerekli kılar. Ancak bu geliştirmeler daha çok üst kapakta , yani subap-subap yayı ve şapkası gibi "zamanlama" parçalarına ilişkin olması yeterli olacaktır.
Stage3 ve üzeri uygulamalarda gerekli olan işlemler ise Stage1 ve2'de yapılması gerekenlerden başka , blok içi piston-kol-gömlek-yatak gibi geliştirmeler olacaktır.
N/A uygulamalarında , ilk olarak zamanlamalar üzerinden yol alınırken bir yandan da , -pistonların "sıkıştırma" yetenekleri arttırılır
-daha ince contalar sayesinde blok iç basıncının sıkıştırma-patlama esnasında daha da fazlalaşması sağlanır
Böylece alınacak olan verim sinerji etkisi ile daha da fazlalaştırılır. Özellikle Stage2 ve üzeri uygulamalarda yüksek sıkıştırmaya geçiş çok önemlidir.
İster aşırı besleme olsun isterse atmosferik beslensin , tüm bu uygulamaların , iyi bir ECU yazılımı ile desteklenmesi çok önemlidir.