11.3.08

Otomotivde eskiye nur yağar mı?

Kendi deyimimle "eskiye nur yağması" hadisesi , fiyakalı teknolojik terimlerle de "retro tasarım felsefesi" mantığı , bir süredir otomotiv firmalarının ortak dili haline geldi.
Bu eğilim , otomotiv firmaları açısından bence iki şekilde açıklanabilir ;

1-Eskiden başarılı olmuş nesneleri günümüze uyarlarsak aynı başarıyı tekrar yakalayabilir , o nesneye sempati duyanları rahatça avlayabilir ve sonuçta büyük sükse yaratıp satışları patlatabiliriz
2-Madem yeni birşey ortaya koyamıyoruz , biz de aynısını tekrar modernize edelim. Yoksa "yerinde say.. bir..kiii.." den öteye geçemeyeceğiz , bunu yapmaya mecburuz..

İkisi de bana göre kabul.. Sonuçta biz tüketiciyiz ve ihtiyaçlarımız / beklentilerimiz sürekli şekilde büyüyor , değişiyor , gelişiyor..
Peki , acaba eskisinin yarattığı etkiyi tekrar yaratabilecek mi?
İşte bu hareket tarzının böyle çok tehlikeli bir yönü var. Geçmişte bağımlılık yaratmış ve büyük hayran kitlesi olan bir nesneyi ele alırken , o nesnenin klasik haline insanların ne kadar büyük bir kararlılıkla hayran oldukları unutulmamalı. Zira o çevre , ortaya konan "yeni ve modern yorum"u hiç ama hiç beğenmeyebilir ve bu da sizin sonunuz olabilir..
İşte size birkaç "retro" tasarım örneği..
Bu örneklerin neler başarabildiklerini gördük veya yakın zamanda göreceğiz..



Mini Cooper


























Vw Beetle
















Fiat 500



























Ford Mustang



























Vw Campervan (Transporter)















Chevrolet Camaro

























Dodge Challenger

Bubble Cars..




Bubble Car , yani Türkçe karşılığı "balon / baloncuk otomobil" olan bu yaratıcılık dehası , bu "ufak gördün de karamürsel sepeti mi sandın?" nesnesi , ilk olarak 1940'lı yıllarda ortaya çıkmış ve 1950'lerde de dünyayı peşinden sürüklemiştir. Ama zaman ilerledikçe ne yazık ki otomotiv endüstrisinin kalabalık "eski güzel fikirler" arşivinde yerini almıştır. İlerleyen dönemlerde , ilk tasarımlardaki minimal yapıdan uzaklaşılan , daha ticari amaçlara göre şekillenmiş , daha büyük ebatlı Fiat500'ler , Mini'ler gibi örnekler daha uzun yıllar yaşamışlardır. Ama dediğim gibi , onlar asla birer bubble car değil , farklı bir akımın öncüleri olan mini otomobiller oldular..




Günümüzde korkutucu bir hızla artan çevre kirliliği , çok sıkı uluslararası emisyon kriterlerini zorunlu kılmakla beraber , trafik çilesinin global yoğunluğu da üreticileri tekrardan küçük ebatlı , kullanışlı ve doğaya çok az zehirli atık bırakan (hatta neredeyse hiç bırakmayan) tasarımlara yönlendiriyor. İşte bunlara iki örnek ;
Çinli üretici Tang Hua ;
Elektrikli ve tasarımı da çok ama çok şirin bir nesne yarattı. İç mekandaki sportif direksiyonun göbeğindeki armada Bay Tang Hua'nın resmi var.. Bence gerçekten çok şirin bir tasarım. Artık elektrikli otomobil kullanma fikrine alışmamız gerekiyor. Bu arada , ülkedemizdeki ilk "şarj istasyonu"nu kuracak kişiyi çok merak ediyorum doğrusu..

Diğer bir örnek ise , sıkı durun , bir BMW...
Evet kesinlikle doğru okudunuz. Aslında şöyle bir geçmişe gidersek , BMW'nin 50'li yıllarda baloncuk otomobil modasına ayak uydurduğunu görüyoruz. Günümüzde ise Mini'yi tekrar hayata geçiren ve büyük bir başarıya imza atan BMW'nin , bubble car üzerine araştırma yapıyor olmasına şaşmamak gerek. Konsept çizimlerinden de görülebileceği üzere , bir BMW'nin olması gerektiği gibi gayet sportif.. Çok hoşuma gitti..





BMW Bubble car

Bence... Audi RS8. imza: IronMan


Nefis bir birliktelik...Bir otomobil bir karaktere bu kadar mı yakışır...
Audi Will Smith'li I,Robot filminde ilk işaretlerini verdiği Audi RS8'i Iron Man ile gözlerimizin önüne seriyor. Audi'nin önümüzdeki aylarda gösterime girecek Demir Adam (Iron Man) filmindeki sponsorluğu ile ilgili özel mikro sitesine buradan girebilir, gitmişken Audi RS8'i hayran hayran izleyebilirsiniz...
Ha derseniz ki ben bu Audi hakkında fikir sahibi olmak isterim, o halde söz sende Erhan...

via Advertlover


Evet.. Konunun İyifikir! avcısı üstad Olcayto ve onun Advertlover hayat arkadaşı Olcaytolover Tuğçe tarafından sanat-reklam-film üçgeninde ele alınmasını takiben söz artık bende..
Bu otomobil hakkında hissettiklerimi kendi kelimelerimle ifade etmem gerekirse "tanımlayamadığım uçan cisim".. Kesinlikle eleştirebileceğim hiçbir yönü yok.. Fikrimi beyan edebileceğim yönlerine ise
doğru kelimeleri bulmakta güçlük çekiyorum..
Audi bu otomobil hakkında çok kısa bir cümle söylüyor :
"R8 nefesinizi kesmek için yapıldı"...
Akılalmaz bir yol tutuş , atmosferik beslemeli kusursuz bir V8 motor , usta işi QUATTRO sistemi , şiir gibi bir şanzıman ve gerçekten de dikiz aynanızda gördüğünüzde ürkeceğiniz tehditkar bir tasarım.. Çizgileri muhteşem.. Daha da muhteşemi ne biliyor musunuz? Audi'nin bu otomobile bir V10-tdi motoru yerleştiriyor olması.. Bunun ne demek olduğunu en yalın haliyle açıklayayım ; 10 silindirli turbo dizel motor aklınızın alamayacağı kadar muhteşem bir tork üretiyor ve bu tork , hızlanma esnasında , önünüzde bulunan torpido gözünün kapağını açmak için uzanmanıza engel olabilecek kadar kuvvetle sizi koltuğa yapıştırıyor..
"Keyif verici" tanımlamasının son derece yetersiz kaldığı bu otomobile hayran kalmamak elde değil...
Detaylar için : Audi R8

10.3.08

Bence... Zonda egzos hoparlörlü Pagani Ev müzik sistemi

Aslında otomobil ile direkt alakalı olmamakla birlikte, işin içinde Pagani olunca işin rengi değişiyor. Supercar diye taibir edilen sınıfa çalışan İtalyan otomobil üreticisi Pagani şimdi de ev ses sistemleri işine giriyor. Aşağıda resmini gördüğünüz güzellik muskası içerdiği bir turntable, CD player, bir çift hoparlör ve anfisi ile biz otomobil severleri can evinden vuruyor.
Fiyatı mı? Henüz açıklama yapılmış değil, ancak fikir vermesi açısından, ilham kaynaği olan Zonda 350.000 dolar gibi "ifak" bir meblağa satılıyor...

(Bu arada, hoparlöre ilham olan Zonda egsozuyle halen tanışmadıysanız, sizi buradan alalım.)

Bu güzellikler Türkiye'ye gelse..




Oldum olası küçük otomobilleri sevmişimdir. Dış ebatları küçük olmasına rağmen genelde mucizevi şekilde içleri çok ama çok rahat , çok ama çok ferahtır.. (istisnalar hariç)
Açıkçası ben dört gözle onların ülkemize gelmesini bekliyorum..
Detaylar için : Fiat 500 , Renault Twingo












Seat Sportcoupe Bocanegra













İsmi ne kadar da uzun.. Aracın bagaj kapağında nasıl yazacak acaba? Bu harf silsilesinin Türkçe açıklaması , tek kapılı ve çok daha agresif dizaynlı Leon..
Bence çizgileri gayet başarılı..
Detaylar için : Seat Türkiye
Fotoğraflar için : Seat Sportcoupe

Bence.. Seat Leon Cupra






Ellerinize sağlık Bay Walter Da Silva..Kesinlikle çok çok iyi.. Turbo olmasına rağmen yüksek devir çeviren şahane bir motor , mükemmel 6 ileri düz vites ve alışılmış Vw kalitesinin Seat logosu üzerindeki yansıması..
Bence iki önemli dezavantajı var ki bunlar beni rahatsız etti ;
-Kalın A sütunu ve bu sütunun tasarım çizgisi yüzünden öne doğru daralarak uzayan bir görüş ile araç kullanmak biraz tuhaf,
-Arkadaki C sütunu , geri manevraları "zor" olmaktan daha öteye taşıyor. Park sensörü ve hatta iç dikiz aynası içine görüntü veren bir arka kamera kullanmak neredeyse şart.
Detaylar için : Seat Leon Cupra

Bence.. Yeni Ford Mondeo















Mondeo kesinlikle çok değişti. Artık çok daha büyük , daha sportif , daha lüks.. Ve bir zamanlar Focus ile başlayıp tüm modellere yansıtılan "new age" adı verilen üçgen formlu tasarım anlayışı artık yerini bu yeni hatlara bırakıyor..
Donanım seviyesi çok yüksek. Şahsen ben en çok , hız ve devir göstergesinin arasındaki LCD ekrana bayıldım. Ama hep gözüme takılan bir nokta var ki , yandan bakıldığında lastikler ve jantlar ufacık kalıyor , adeta kayboluyor..
Detaylar için : Ford Mondeo

9.3.08

Bence.. Volkswagen Scirocco



"Küçükken çok sevdiğim bir otomobildi"
Onu yeniden tasarlayan Sayın Murat Günak tarafından söylenen bu söze can-ı gönülden katılıyorum..İyi ki küçükken bu otomobili beğeniyormuş.. İyi ki onu yeniden tasarlayabilecek yeteneği ve daha da önemlisi "VW'de böyle bir işi" varmış..
Detaylı bilgi için : Yeni Vw Scirocco





Suadiye "S" virajı


Caddebostan'da MC-Drive ile onun tam karşısında , sahil tarafında bulunan Migros arasındaki "sanal" çizgiden başlayan sahil yolunun Suadiye sapağı etrafındaki bölgeye verilen isimdir "Suadiye-S".
Sapağa gelmeden hemen önce orta derece keskin bir sol viraj , ışıklar , sapak ve hemen sapağın önünde yumuşak bir sağ virajla beraber uzun ve dümdüz bir yol uzanır...
..."Bu noktadan uzak durun"...
Orada artık her zamankinden daha fazla bir karmaşa var. Kimin ne olduğu ne yaptığı veya ne yapacağı belli değil. Yolun ortasında trafiği kesip sıfır çizenler , virajda yanlamaya çalışanlar , kaldırımda her yönde gazlayan motosikletler , kontrolsüz scooter ' lar , saçma hareketler yapan kontrolsüz bir kalabalık , evlerinde oturanları son derece rahatsız edecek gürültüler , bağırışlar çağırışlar , müzik sesleri , egzoz sesleri vs..vs..
Açıkçası polis de artık o noktaya taviz vermeye hiç ama hiç niyetli değil. Çünkü oradaki karmaşa ve taşkınlık ayyuka çıkmış vaziyette. Orada olan biten hiçbirşey hoş değil , kontrol dışı... Kontrolün olmadığı yerde de kimin başına ne geleceğini kimse bilemez...
Kendinizi kollamak ve belaya bulaşmak istemiyorsanız oradan uzak durun. Ne yaptığını bilmeyen kişiler yüzünden bütün araba meraklıları da rezil oluyor...
Bu işin bu noktaya gelmesi çok acı...
Bu iş böyle olmaz , yüzbin kez yazdık çizdik , bu şekilde devam edilirse neler olacağını tahmin etmek bile istemiyorum...

Bence.. Fiat Bravo





Gerçekten yakışıklı.. Sanki bize "Fiat Stilo" hezimetini unutturmak istermiş gibi..
Billboard'lardaki resimleri (sanıyorum jantlarının büyük olmasından dolayı) gözüme oldukça hoş görünüyor. Ama arka çaprazdan bir miktar Alfa 147 havası var bence. Genelde tasarımını sevdim. İçi de hoş. Motor seçeneklerindeki "1,6 T-jet/150hp" keyif vericidir eminim. Hele ki 6 ileri düz şanzıman..
Satış fiyatları bana , kompakt sınıftaki bir hatchback için ilk başta fazla geldi. Öte yandan , Bravo'ların ekipman listesine baktığımda bu fiyat seviyesini biraz daha makul buldum denilebilir. Peki ama nerede kaldı kompakt sınıfın bütçe dostu yanı?
Detaylar için : Yeni Fiat Bravo

8.3.08

Bence.. Nissan GTR



Evet adı artık "Skyline" değil.. Nissan Motor Co. bu konuda çok titiz.. Onun adı "GTR"...
Çok ama çok kabiliyetli bir şanzıman.. Çılgın bir motor.. Teknolojik oyuncaklar.. Ama en çok sevdiğim oyuncak ise hızlı ve kusursuz bir kalkış için "launch control" butonu...
Sonuç mu?
Aklın alamayacağı kadar çevik.. Hatta Porsche 911 Turbo'dan bile daha hızlı ve ondan çok daha ucuz..
Detaylı bilgi için : Nissan GTR

Bence.. Yeni Ford Focus



İlk Focus'un hatchback kasası , sedan kasaya göre daha güzeldi.. Ama göstergelerin ışıklandırması bence içerideki tüm o yeni nesil "üçgen formlu" tasarım rüzgarını zayıflattı..
İkinci nesil Focus'ta ise durum tam tersi oldu.. Bu kez sedan olanı daha güzeldi bana kalırsa.. Ama yine iç ışıklandırma hayallerimi yıktı.. Yapılan makyaj sonrası ise gözüme daha bir sempatik gelmeye başlamıştı..Ayrıca önde oturan gayet rahat ederken arkada ben hiçbir zaman rahat edemedim..
Ve 2008..Ölçülerde herhangi bir değişiklik yok..Dolayısı ile arkada yine rahat edemeyeceğim bu kesin..Ama iç tasarımdaki makyajı bu defa beğendim.. Başka özellikleri hakkında yorum yapmam gerekirse , yine her zamanki gibi kusursuz yol tutuş devam ediyor.. Yoldan koparmak zor..
Detaylar için : Yeni Ford Focus

"Bence..." başlıyor...

Bugünden itibaren tamamen şahsi ve cümle içinde kullanmayı çok sevdiğim bir tabirle tasvir etmek gerekirse "nev-i şahsına münhasır" yorumlarımı aktaracağım "Bence" konularına başlıyorum.. Bu yorumlar tamamen kendi naçizane tecrübelerime , dünya görüşüme ve hissettiklerime göre şekillenecek ve hiçbir ticari amaca hizmet etmeyecektir..
Saygılarımla...

PLX Devices

Performans göstergeleri , görsel katkılarının yanında , çok çok önemli fonksiyonları ve analizleri sayesinde gerçek sürücüler için kesinlikle vazgeçilmez yardımcılardır.. Evet bence onlara "aksesuar" demek çok yanlıştır.. Aracınızı kullanırken tamamen yola konsantre olursunuz (ben daha çok motorumun sesini konsantreyimdir :) ) ve doğal olarak kaputun altında ya da oturduğunuz koltuğun altından geçip giden egzozlarınızda , arkanızdaki benzin deposunda neler olup bittiğini bilemezsiniz.. İşte bu göstergeler sizin yerinize her an önemli ve hayati noktaları gözlemleyerek size anlık bilgi aktarırlar.. İş işten geçip de motor yandıktan veya zarar gördükten sonra göstergede yanan kırmızı bir "motor uyarı ışığı" nın kime ne faydası var?
İşte size "performans göstergeleri" adı altında bir teknoloji , gerçekten tadına doyulmaz görsellikte bir ürün grubu...
Detaylı bilgi için : PLX Devices

7.3.08

Canım ülkemden swap örnekleri...

Ülkemizde yapılan birkaç örneği kısaca tanıtmak isterim...

Honda CRX Twin Engine 4WD



Biri önde ve biri arkada olmak üzere iki adet "b16a2" Honda Civic Vti motorlarına sahip araç 4 tekerlekten çekişli ve NOS takviyeli..




Bmw e36 M-Supra Turbo



Mk4 Toyota Supra'dan alınan "2jz-turbo" motora ve yine Supra'nın 6 ileri şanzımanına sahip olan standart görünümlü e36 kasa bir Bmw M3... Bu araç pek çok hızlı motorsikleti bile geçebilecek kapasiteye sahip.. Örnek olarak sayın Suzuki Hayabusha ile rolling hadisesini aşağıda bulabilirsiniz..



Honda Civic Vti Turbo

Dc2 Honda İntegra TypeR'dan alınan "b18c5" motorlu ve turbo takviyeli standart görünümlü "Ek" kasa Civic Vti...


Honda Civic Si Turbo

Dc2 Honda İntegra TypeR'dan alınan "b18c5" motorlu ve turbo takviyeli , "Eg" kasa extreme Civic Si...


Honda Civic Coupe Turbo

Honda Civic Vti'dan alınan "b16a2" motorlu ve turbo takviyeli , Türkiye'de gerçekten ender bulunan (4 adet) "Eg" kasa Civic Coupe...

Peki ya yurtdışında bu işlere güzel örnekler var mı? Pek tabii ki var.. Şahsen en çok beğendiğim birkaç fikir / uygulamayı şu şekilde sıralayıp keyifli seyirler dilerim..
-F20c Honda s2000 motorlu Bmw e36 sedan


-F20c Honda s2000 motorlu Citroen Saxo (RWD)


-B16a Honda Civic motorlu Mini Cooper Classic


-F20c Honda s2000 motorlu Mini Cooper Classic (RWD)


-2jz Toyota Supra motorlu Toyota ae86 Levin (hachiroku)


-Suzuki Hayabusha motorlu Smart fourtwo

"Swap" denen şey...

Kelime karşılığı "değiştirmek" olan bu tabiri , otomobil camiasında genelde "mekanik" ünitelerin veya grupların değiştirilmesi olarak ele alabiliriz. İşin özünde , elimizdeki araca-modele ait olmayan bir parçayı , mevcut aracımıza entegre etme çalışması yatar. En popüler hali "motor" değişimi iken , şanzıman , akslar, direksiyon kutusu , elektronik sistemler gibi konularda da swap yapılmaktadır.
İngilizce kelimeler kullanmayı sevdiğim için değil de bu işlemin tam karşılığı olduğu için "swap" kelimesini kullanmayı sevdiğimi söylemek isterim. :)
Az önce de bahsettiğim gibi , en popüler haliyle motor swap işleminden biraz bahsedelim..
Motor swap'lamak (işin tüm teknik detaylarını ve zorluklarını şimdilik geçiyorum) tamamen hayalgücüne ve malzeme temin imkanlarına bağlıdır. Özellikle Amerikan otomobillerinde sıklıkla gerçekleştirilmektedir. Neredeyse tüm "Hot Rod" araçları orjinal motorları ile ilgisi bile olmayan türlü kabiliyette motorlarla gezmektedirler.
İşin çok basit bir mantığı var , mevcut motoru güçlendirmek için uğraşmaktansa doğal olarak güçlü bir motoru alıp takmak...
Doğal olarak , RWD (rear wheel drive-arkadan itişli) bir araca , yine RWD bir motor koymak nispeten kolaydır. Veya aynı şekilde FWD (front wheel drive-önden çekişli) bir araca FWD motor koymak ya da 4WD bir araca yine bir 4WD motor koymak da öyle. Ama işin en çarpıcı ve çılgın hali ise tabii ki FWD bir araca RWD motor koymak veya tek çeker bir aracı dört çeker hale getirmektir ki bu işlemler diğer iki örnekle yakından uzaktan ilgisi olmayan değişiklikler gerektirir. Bu işin de bir "extreme" hali yok mu peki? Tabii ki var.. Bir araca birden çok motor koymak.. (bunun ülkemizde de örneği var.. bkz.çift motorlu crx)
Swap konusunda (bir Japon-sever olduğum için) Amerikan araçlarını konu dışında tutup yazıma devam etmek istiyorum. Yoksa durup durup aklıma "corvette motoru takılmış civic" örnekleri geliyor ve tüm konsantrem kayboluyor.. İzleyelim mi? :) :)




Neyse.. Konumuza geri dönelim..
Son zamanlarda ülkemizde sportif kullanım adına popülaritesi dikkat çekici şekilde artan birkaç marka var ; Nissan,Honda,Subaru,Mitsubishi,Bmw,Mini ve Peugeot... Bu markalar , gerek performansları gerekse tuning ürünlerinin temin rahatlıkları ile çok yol aldılar.. Ancak konu "swap" işlemine geldiğinde ise tüm dünyada öne çıkan markalar ise Nissan ve Honda. Bu araçlar , kendi markaları altındaki diğer modellerin parçalarına , özellikle de motorlarına şaşırtıcı derecede uyum sağlıyorlar. Herhangi bi Honda Civic'e , Honda'nın herhangi bir FWD motorunu takabiliyorsunuz. Aynı durum Nissan 200sx için de geçerli. Ama ne yazık ki ülkemizdeki yasalar gereği bu sektör neredeyse hiç ilerleyemiyor. Faturalı olmadıktan sonra yurtdışından motor getirtseniz de ruhsata işletemiyorsunuz. Faturalı olsa da aracın orjinal motor hacminden %20 (oran konusunda yanlışım olabilir) fazla hacimli bir motor koyamıyorsunuz.
Şimdi "aracın şasisinin sağlam ve yeni gelecek güce dayanacak yapıda" olduğu varsayımı ile ,
gelelim işin teknik satırlarına ve "gerekenler-yapılacaklar" konularını basitçe sıralayalım ;


Motor
İsteklerinize uygun olarak temin edilecek olan bir bloğun üzerinde mutlaka olması gereken parçalar ; emme-egzoz manifoldları , distributor , yağ ve su pompaları , vites kutusu , debriyaj seti , tüm bağlantı kabloları (complete harness) olarak sıralanabilir. Motor ikinci el olacağı için , monte etmeden önce iğneden ipliğe söküp sağlığına bakmak ve bu aşamada kapsamlı olarak bu aşamada elden geçirmek çok mantıklı olacaktır.

Motor Kulakları
Araca özel olarak üretilirler. Her motorun şasi bağlantı kulakları farklıdır
ve araca monte edilirken farklı düzenlemeler gerektirebilir. Motor sağlığı
ve alınacak verim açısından çok önemli parçalardır. Çalışma esnasında sürekli olarak yerinde kıpırdamaya çalışan motorun bu hareketi ne çok fazla kısıtlanmalı ne de çok serbest bırakılmalıdır.


Akslar
Araca özel olarak üretilirler ve motorun ürettiği döndürme gücünü
tekerleklere ileten yegane parçalardır. Bu nedenle bu parçanın sağlıklı
ve kaliteli olması çok önemlidir. Araca uygunluğu konusunda birşey
söylemeye gerek yok çünkü elinizde yanlış parça varsa zaten uymayacaktır.

Beyin
Motorunuz enjeksiyonlu ise aracın motoruna ve sizin ihtiyacınıza uygun olan bir kontrol ünitesi mutlaka gereklidir. Bu hem sizin motorunuzun düzgün çalışmasına hem de bazı ayarlar ile oynayarak verimi (dolayısı ile gücü) arttırabilmenize olanak sağlayan ürünlerdir.

Bu "organ nakli" işlemi bittikten sonra da tüm güç arttırma çalışmalarında olması gereken diğer olmazsa olmaz müdahaleleri de yapmamız gerekiyor ;

Fren sistemi
Yeni motoru taktığınız aracınız zayıf bir araç ise mevcut fren sistemi , yeni performansa yetmeyecektir ve tehlikeli olacaktır. Aracınızın gücünü arttırıp daha da hızlandırmaya çalışırken bir yandan da onu durdurabilme gücünüzü de geliştirmelisiniz. İyi giden ama iyi duramayan bir otomobilin sizi karanlıktan başka bir yere götürmeyeceği aşikardır.



Süspansiyon sistemi ve lastikler
Swap işlemi , performans amaçlı yapıldığı için bir aracın iyi
yürüyebilmesinin ana şartı yere iyi basmasından geçer. Elinizdeki
yeni gücü yere en iyi aktarabilecek ve en uyumlu lastik-jant grubu ,
aracın yeryüzüne tek temas noktasıdır. Konunun ciddiyeti
ortada sanırım..
Diğer bir konu ise , aracın sürüş karakterini direkt olarak etkileyen
süspansiyon sistemidir. Amaca uygun amortisör-yay grubu ve yine
amaca uygun diğer ekipmanlar , aracınızın sağlıklı-verimli-güvenli
şekilde yol alabilmesini sağlayacaktır. Süspansiyon sistemi , yakıt
tüketimi , hızlanma , son sürat , fren kabiliyeti , güvenlik , konfor ,
yol tutuş ve dayanıklılık konularına direkt olarak etki eden olmazsa
olmaz bir bileşendir.

Şimdi de bu anlattıklarımı örnek bir video ile tamamlarsak sanıyorum herşey daha da anlaşılır olacaktır. Aşağıdaki videoda , Honda Civic Eg kasa bir araca , yine Honda'nın Ep3 kasa ve Fd2 kasa Civic TypeR modellerinde kullandığı k20a motorunun / 6 ileri şanzımanının swap aşamalarını ve cezbedici sonuçlarını görebilirsiniz. Keyifli seyirler dilerim...