Ford etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ford etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.4.10

Ford Fiesta S-1600...

Gel de sinirlenme arkadaş...!!!
Yahu , biz bu memleketin vatandaşı olduğumuz için daha ne kadar "dünyevi nimetlerden" mahrum kalacağız? Tabii bu cümledeki nimetlerin "özel otomobiller" olduğunu alenen açıklamama gerek yok sanırım... :)
Gıcık Ford mühendisleri , sanki bize nispet yapar gibi gitmişler yeni Ford Fiesta için 650.-adet gibi gayet kısıtlı sayıda üretilecek oldukça özel bir model yaratmışlar , adına da Fiesta S-1600 demişler...
S-1600 ' ün güç ünitesi olan 1.600.-cc zetec-s motoru 118.-hp üretiyor. Ford ' ların resmi modifiyeli hali olan Mountune versiyonu ise 138.-hp güce sahip.
Tabii konsepte her ne kadar aykırı olsa da , s-1600 ' ün duratorq motorlu turbo dizel versiyonu da mevcut , aklınızda bulunsun...
Ford genlerinden gelen takdire şayan yol tutuş yeteneği , yeni Fiesta ' ların beni en çok tahrik eden yönü olan düşük gövde ağırlığı ile birleşince S-1600 ' ün ne kadar keyifli bir makine olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil... Yanlış mıyım?

Kaputunun altında belki binlerce beygir yatmıyor , ama Ford ailesinin sportif tatları olan Xr ve Rs versiyonlarının yolunu yapan bir model olarak bence yeterince özel...
Tabii ki bu model de bizi uzaktan yakından ilgilendirmiyor , onu her zamanki gibi bilgi dağarcığımızdaki ilgili klasöre yerleştirip yolumuza aynen devam ediyoruz...

30.3.10

...Vee Perde...!!!

Ford Focus Rs500 nihayet perdelerini açtı..
Hepi topu 500.-adet üretilecek olan Rs500 , Avrupa ' da 20 ülkeye gönderilecek. Üstelik , her ülkenin kotası da şimdiden belli...

Hiç boşuna heveslenmeyin , Rs500 biz Türkler için maalesef sadece bilgisayarlarımızın masaüstlerini süsleyen bir jpeg dosyasından fazlası olamayacak. İsteyen cep telefonlarına da yükleyebilir , bu konuda herhangi bir kısıt yok...
Gelelim yeni Rs500 ' ün rakamsal tanımlamalarına ;
Volvo ile birlikte ortak geliştirilen 5 silindirli ve 2.500.-cc hacmindeki turbo beslemeli kalbi 350.-hp güç ve mütevazi şekilde 460.-nm tork üretiyor. Bütün bu güç ve torku 6 ileri manuel şanzıman ve Quaife marka kilitli diferansiyelle ön akslara gönderiyor. Evet Rs500 bu kadar yüksek kapasiteye rağmen sadece önden çekişli...

Motorun ürettiği bu güç , nihayet mütevazi gezegenimizin yerkabuğuna , RevoKnuckle ön süspansiyon ve 19" jantların üzerine giydirilmiş 235/35/19 ölçülerindeki Continental marka lastiklerle ulaşıyor...

0-100.-km/h hızlanmasını 6.-saniyenin altında tamamlayan Rs500 , önden çekişli olmasına rağmen Focus genlerinden gelen kabiliyetlerle muhteşem bir yol tutuş ustası... Bundan kimsenin hiçbir şüphesi olmasın...
Bu kadar verinin sonrasında ne mi oluyor? Hemencecik anlatıvereyim...
Bütün hadise sağ ayağınız altındaki pedalı taban döşemesine doğru ittirdiğinizde başlar...
Orta konsolun üzerinde konumlanmış 3 ' lü gösterge grubundaki turbo basınç göstergesinin haylaz çubuğu yukarı doğru hareket etmeye başlar , ve siz de 5 silindirinize birden turbo tarafından doldurulan yüksek basınçlı havanın akış sesi eşliğinde sanki kucağınıza görünmeyen bir fil oturmuş da geriye-size doğru yaslanıyor gibi hissedersiniz...

Hemen her otomobil yazarı bu durum için "sanki görünmeyen bir el (veya güç) tarafından koltuğunuza bastırılıyorsunuz" şeklinde klişe bir ifade kullanır... Belki basmakalıp bir cümle ama gerçekten de durum budur. Turbo bir araçta tam kapasite hızlanmaya başladığınızda örneğin varsa gözünüzdeki gözlük size ağır gelmeye başlar , kollarınızla direksiyona sıkı sıkıya asılıp ondan kopmamaya çalışırsınız , bunu yaparken sanki kollarınızın orangutanların kolları gibi bir miktar uzadığını zannedersiniz , nefes alışınız güçleşir , konsantrasyonunuz zirve yapar , damarlarınızdaki adrenalin miktarı inanılmaz seviyelere ulaşır... Ayağınızı gazdan çektiğinizde de yüzünüzde manasız bir tebessüm belirir...
Konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan tadında bitirelim...
Bu arada , taze taze duvar kağıtlarımızdan buyurmaz mısınız?...

28.4.09

Yeni Ford Focus Yüzünü Gösterdi...

Yeni bir tasarım çizgisini bütün modellerine yansıtan ve hatta bunu sıkıcı olabilecek derecede kullanan üreticilerin başında bana göre Ford geliyor... Ben bu kadar "akrabalık" bağları aleni olan modelleri pek sevemiyorum nedense. Sanırım o yeni tasarımı ilk hangi modelde gördüysem onunla özdeşleştiriyor ve ailenin diğer modellerine yansımasını "değişiklik" veya "güzellik" olarak yorumlayamıyorum... Hatta , yorumlayamadığım gibi , cümleye de tam anlamıyla dökemiyorum bile... :)
Bana bu kadar eziyet etmeyin sevgili Ford tasarımcıları ve mühendisleri... :)

Gelelim 2010 Focus ' un çizgilerine ;
Ön görünümde , günümüzün modası ledli gündüz farları olan (Audi , Allah senden razı olsun) ve biraz vücut geliştirme salonlarında vakit harcamış bir Fiesta görünümü var.
Arkada ise Focus için en büyük değişiklik , artık stop lambalarının sırtında değil bel hizasında olması. Özellikle arkadan görünümünde sanki biraz Vokswagen Golf Plus havası var. Keşke stoplar yine yukarıda kalsaydı demekten de kendimi alamıyorum açıkçası...
Bu arada , şahsi takıntım olan panoramik cam tavan opsiyonunun yeni Focus ' ta da olacağını söylemekten ayrıca mutluluk duyuyorum..
Kaputun altına gelirsek , son günlerde hemen hemen tüm üreticilerin başvurduğu "küçük hacim + turbo = yüksek güç + düşük tüketim + vergi avantajı" formülünü Ford mühendislerinin de kullandığını görüyoruz. Ford alfabesine göre bu yeni motorlara verilecek isim ise "EcoBoost"...
Giriş seviyesindeki modellerde 1.000.-cc hacmindeki turbo beslemeli 4 silindirli motor 89.-hp ve 108.-hp seviyelerinde olacak.
Bu noktada , 1.-litrelik 108.-hp gücünde bir motoru düşünmek gerçekten de akıl karıştırıcı...
Ülkemize ithal edilir mi bilemem ama , ola ki edildi , o zaman bu modelin yıllık vergisi sadece 393.-TL olacak... Muhtemel yakıt tüketimi seviyesini ise düşünmek bile istemiyorum... :)
Diğer benzinli motor ise tabii ki de 1.600.-cc hacminde ve yine turbo olacak ve güçleri 148.-hp ve 178.-hp olan iki farklı versiyonu bulunacak...
1,6.-litre ve yaklaşık 180.-hp bence gayet başarılı...
Ford lügatında TDCI adı verilen direkt yakıt püskürtme sistemli turbo diesel motorlar ise şu şekilde ;
1.600.-cc / 128.-hp , 2.000.-cc / 168.-hp ve 2.000.-cc / 197.-hp olacak.
Tahminimce dizel versiyonlardan sadece 1,6.-litre olanı ithal edilir. Benzinli versiyonlar ise tam bir muamma...
Başarılar diliyor ve bekliyoruz...

15.4.09

Sportif Hatchback ' ler Kapışıyor...

Geçtiğimiz hafta içinde , tüm dünyanın sabırsızlıkla beklediği yeni Ford Focus RS vitrinleri süslemeye başladı... Bu hamle ile birlikte , artık biz "arabadelileri" için bütün oyuncular bir bir yerlerini almış oldular...
2009 yılının ikinci çeyreği ile birlikte hareketlenen sportif hatchback pazarı (hot-hatch diye de adlandırılıyor) , baharın gelişi ile birlikte artan adrenalin seviyelerimizi tatmin edebilecek çok yeni ve çok özel modeller sayesinde hiç olmadığı kadar ateşli. Bu bahar ve akabinde yaz boyunca bu piyasada kıran kırana mücadelelerin yaşanacağı şüphe götürmez bir gerçek...
Bu noktada , en iddialı oyuncuları kısaca tanıtmak da boynumuzun borcu tabii ki ;

Ford Focus RS

Bana göre sportif bir hatchback kesinlikle 4 silindirli olmalı. Daha fazla silindir sayısı işin içine girerse bu defa sınıf değişir. Bu tamamen şahsi fikrim...
Focus RS ' in sahip olduğu 2.500.-cc hacmindeki 5 silindirli motor , turbo desteği ile birlikte 300.-hp güce sahip ve 0-100.-km/h hızlanması 5,9.-saniye. Önden çekişli olmasına rağmen genlerindeki muhteşem yol tutuş becerisi hiçbir rakibinin hayal bile edemeyeceği bir seviyede...

Mitsubishi Colt RalliArt

Yavru EVO diye de adlandırdığımız bu küçük cep roketi önden çekişli 1.500.-cc hacmindeki turbo beslemeli motoru sayesinde 150.-hp üretebiliyor ve 0-100.-km/h hızlanması 7,4.-saniye. Türkiye pazarında ikinci elleri oldukça uygun fiyatlara satın alınabilen turbo Colt , küçük hafif ve kullanışlı bir alternatif...

Volkswagen Golf R20

Son iki nesil Golf versiyonlarında üretilen v6 motorlu R32 modelinin yerini 6. jenerasyon Golf ' lerde R20 modeli alacak. Model adından anlaşıldığı üzere artık 2.-litrelik bir motora sahip ve turbo desteği ile yakaladığı 270.-hp güç ve 6 saniyenin altında gerçekleştirdiği 0-100.-km/h hızlanma değerleri ile oldukça iddialı. Golf R20 ' nin kendi öz kardeşi Golf GTI ile aralarında çok büyük farklar var. Bunlar , büyütülmüş turbo , son derece agresif body-kit ve en önemlisi de 4 tekerlekten çekiş sistemi...

Volkswagen Golf GTI

Onunla ilgili her yazıda yazılan bir tanım vardır ki aradan yıllar geçse de halen çok doğrudur ; "Gti sınıfının yaratıcısı"...
Altıncı nesil Golf GTI her zaman olduğu gibi yine önden çekişli. Dört silindirli 2.000.-cc hacmindeki turbo beslemeli T-FSI motoru 207.-hp gücünde ve 0-100.-km/h hızlanması 7.-saniye. Hakkında çok fazla birşeyler yazmaya gerek duymadığım bir otomobil... Çünkü bir Golf GTI , her zaman bir ikondur...

Skoda Fabia vRS

Sportif bir otomobilde dizel motor kullanmak , Skoda ' nın şimdiye kadar yaptığı ve yapmakta da ısrar ettiği en mantıklı hareket. Volkswagen raflarından alınan son derece verimli 2.-litrelik turbo diesel TDI motoru , düşük diyebileceğimiz 140.-hp ' lik gücünün yanında , ürettiği muhteşem 320-nm ' luk tork değeri ile bu ufak gövdeyi adeta uçuruyor. Düşük güç ve yüksek tork sayesinde 0-100.-km/h hızlanması 8.-saniye ve bunun yanında yakıt tüketimi ise ortalama 4,6.-litre. Bu değer tutumlu bir aile otomobili için bile muhteşem sayılabilecek düşüklükte.
Değinmeden geçemeyeceğim bir başka konu da şu , bir önceki versiyonda kullanılan 1,9.-TDI motorun yerini alan 2,0.-TDI özellikle basit yazılım müdahaleleriyle 200.-hp ' e yakın bir güç ve 400.-nm civarında tork seviyelerine rahatlıkla ulaşabiliyor.

Seat Ibiza Cupra

Volkswagen grubunu çok ama çok taktir etmeme neden olan bir icattan bahsetmenin zamanı geldi ; son derece ufak hacim + çift aşırı besleme = yüksek güç ve tork + düşük tüketim.
Formülde de net bir şekilde belirttiğim gibi , ülkece tanışık olduğumuz ve de bütün dünyada olduğu gibi çok sevdiğimiz 1.400.-cc hacmindeki çift aşırı beslemeli TSI motorlardan bahsediyorum tabii ki...
Seat , Ibiza Cupra ' da bu formülün en üst versiyonunu kullanıyor ; hem supercharger hem de turbo beslemenin birlikte çalıştığı 1,4.-TSI motor 180.-hp gücünde ve 0-100.-km/h hızlanmasını pek çok 2.-litrelik rakibinde olduğu gibi 7.-saniyede tamamlayabiliyor.
Özellikle yakıt tüketimindeki avantajı ve büyük hacimli rakiplerine çekinmeden kafa tuttuğu ufak motoru ile benim gözümde çok ayrı bir yeri var...

Renault Megane R'Sport 250

Yeni Megane ile ilgili daha önce de birşeyler yazıktırdığım için (yazıktırmak=çiziktirmek gibi birşey) fazlaca detaya girmeyeceğim. Yine radikal bir tasarımla karşımıza çıkan Megane , kaputunun altına yerleştirilen 2.-litrelik turbo beslemeli motoru ile ön tekerleklerine tehditkar bir şekilde 250.-hp güç gönderirken , 0-100.-km/h hızlanmasını da 6.-saniyede tamamlayabiliyor. Gerçekten de Focus RS için ciddi bir rakip...

Clio Renaultsport 200

Bu defa marka ismi , model isminin arkasında... Yani karşımızda gerçekten de farklı bir karakter var... Açıkçası ben şimdilik yeni Clio ' nun tasarımına pek alışamadım. Burun kısmının fazlaca kapalı olması (ya da bana öyle görünmesi) sanki motoru arkadaymış gibi bir izlenim uyandırıyor bende.
Sahip olduğu 2.000.-cc hacmindeki devir çevirmeye son derece istekli motoru atmosferik beslemeli. 200.-hp güç üreten Clio , düşük gövde ağırlığı sayesinde 6,8.-saniyede 0-100.-km/h hızlanmasını tamamlayabiliyor.

Mazda 3 MPS

Mazda 3 serisini ülkece çok sevdik. Hatta bu modelin bir fan kulübü bile var. Gerçekten iyi satış rakamları yakalayan Mazda 3 , ne yazık ki ülkemizde yanlış ve eksik pazarlama faaliyetleri neticesinde hakettiği yerde değil...
Bütün dünyada yapılan uzun süreli araştırmalar neticesinde "en az arıza çıkartan otomobiller" listesinde hep çok başarılı neticeler elde eden Mazda , yeni 3 serisinin MPS versiyonunda 2.300.-cc hacminde turbo beslemeli bir motor kullanıyor. Ürettiği 256.-hp sayesinde 0-100.-km/h hızlanmasını 6.-saniyede tamamlayan Mazda 3 MPS , oldukça agresif motor kaputu tasarımı ile çok dikkat çekici bir model...

Audi RS3

Audi , neredeyse bütün modelleri için bir "S" serisi üretiyor ama pek az modeline "RS" adını veriyor. Otomobil sözlüğünde "S" serisi Audi ' ler 4 tekerlekten çekiş (quattro) ve yüksek güç manasına gelirken , "RS" serisi Audi ' ler ise çok daha özel modeller olarak ön plana çıkıyor.
Audi RS3 , 4 tekerlekten çekişli quattro sistemine sahip. 5 silindirli 2.500.-cc hacmindeki turbo beslemeli motorunda 335.-hp ve 450.-nm tork üretiyor ve 0-100.-km/h hızlanmasını yaklaşık 5.-saniyede tamamlayabiliyor.

Fiat Abarth 500

Bu ufak retro tasarımdan çok mu fazla şey bekleniyor açıkçası bilemiyorum. Ama bir ralli sembolü olan "Abarth" firması , Fiat ' ın resmi modifiye firması olmasından kaynaklanan ve inkar edilemez şekilde kendi tarihinden gelen özgüvenle karşımıza böyle minik bir "herkül" çıkarmış..
1,4.-litrelik turbo beslemeli 4 silindirli motoru bu ebatta bir otomobil için yabana atılamayacak 140.-hp güç üreterek 0-100.-km/h hızlanmasını 7,9.-saniyede tamamlayabiliyor. Hiçkimse Abarth 500 ' ün inanılmaz hızlı olmasını ve rekor kırmasını beklemiyor zaten. Önemli olan , geçmişten gelen böyle bir egzotik güzelliğin kullanıcısına tarifsiz farklı mutluluklar yaşatacak olması... Bana göre çok çok başarılı...

Alfa Romeo MiTo GTA

Yakışıklı mı? Kesinlikle...
Gta kısaltması , Alfa Romeo modelleri için "sportifliğin tavan yapması" manasına gelir. Bu ufaklığın da ilk bakışta sadece dış görünümünde bile İtalyan tarzı bir sportifliğin yattığını inkar etmemek gerek...
Kaputunun altında inanılmaz güzel sesler çıkaran 1.750.-cc hacmindeki turbo motoru 240.-hp güç üretiyor ve 0-100.-km/h hızlanması da 6.-saniye...
Tasarımına hayranım...

Honda Civic TypeR

Tabii ki de tatlıyı en sona sakladım... :)
Bilmeyenler için teknik verilerine kısaca değinmek gerekirse , 2.000.-cc hacmindeki son derece ateşli ve yüksek devir çevirmek için yaratılmış atmosferik beslemeli i-VTEC motoru 201.-hp güç üretiyor ve 0-100.-km/h hızlanması 6,6.-saniye...

31.3.09

Eski Delikanlılar Buluştu...

Bir süredir bu üç yeni model ile ilgili haberler veriyorum. Aslında yeni demek çok yanlış , üçü de "muscle car" adı verilen yüksek güçlü ve yüksek hacimli klasik Amerikan spor arabaları tarihindeki abideler. Ne mutlu ki bu üç özel model , geçmişten mükemmel tasarım ögelerini günümüze taşıyarak yeniden yaratıldılar... Şimdi de , tıpkı yıllar önce olduğu gibi birbirlerine kafa tutuyorlar...
Karşınızda Ford Mustang , Chevrolet Camaro ve Dodge Challenger...

Alfabetik sırayla gidelim ve önce Chevrolet Camaro ' yu kısaca tanıtalım ;

Tıpkı eskiden olduğu gibi Camaro ' nun iki modeli var ; Camaro ve Camaro SS...
Standart Camaro 3.600.-cc hacmindeki 6 silindirli motoru ile 304.-hp güç üretirken , SS versiyonu 6.200.-cc hacmindeki v8 motoru sayesinde 426.-hp güce sahip.
SS versiyonunun 0-100.-km/h hızlanması 4,7.-saniye sürüyor.
Direksiyon güzel görünüyor ama göstergelerin formu beni hiç çekmedi. İç mekan ise biraz basit kalmış...


Sırada Dodge Challenger var ;

Challenger da tıpkı Camaro gibi iki ana modele sahip ; Challenger SE ve R/T...
Baz versiyon olan SE modeli 3.500.-cc hacmindeki 6 silindirli motoru ile 250.-hp güç üretirken , R/T versiyonu 5.700.-cc hacmindeki v8 HEMI motoru sayesinde 376.-hp güce sahip. R/T versiyonunun 0-100.-km/h hızlanması 5,1.-saniye sürüyor.
Direksiyon hiç sportif görünmüyor ve iç mekan fazlasıyla vasat. Aracın dışını görmezden gelirseniz , iç mekan kesinlikle bir spor otomobil değil de , Dodge ' un ürettiği standart aile arabalarından biriymiş gibi duruyor...


Son delikanlımız da Ford Mustang ;

Mustang ' in coupe versiyonunun diğer rakiplerinden farklı olarak üç farklı modeli var ; v6 , GT ve Shelby...
Baz versiyon Mustang v6 4.000.-cc hacmindeki 6 silindirli motoru ile 220.-hp güç üretirken , GT versiyonu 4.600.-cc hacmindeki v8 motoru sayesinde 315.-hp güce sahip.
Shelby versiyonu tamamen apayrı bir üretim olduğu için rakiplerine haksızlık etmemek adına bu karşılaştırmada detaylandırmıyorum...
GT versiyonunun 0-100.-km/h hızlanması , gövdesinin rakiplerine nazaran daha hafif olması sayesinde , nispeten düşük motor gücüne rağmen 4,9.-saniyede gerçekleşiyor.
Direksiyon güzel görünüyor ama göstergeler vasat ve iç mekan sanki Audi ' lerin kötü bir kopyası gibi...


Sonuç olarak , klasik tasarımların günümüze yansıtılması çok hoş bir durum ve mühendisler bunu oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştirebilmişler. Ama aynı şeyi kesinlikle iç mekan tasarımı konusunda söyleyemeyeceğim. Üçünün de iç mekanı , araçların dış görünümü ile tam bir tezat oluşturuyor.
Ama her ne olursa olsun , bu üç ikonun yeniden üretilmesi ve tasarımlarının kesinlikle eski klasik hallerini yansıtması bence takdir edilmeleri için yeterli...