23.5.08

Yeni Volvo XC60 ve "Şehirde Güvenlik" Sistemi...

Volvo , yeni aracı XC60 ile birlikte , yeni bir güvenlik paketini tüketicilere sunuyor. Bu noktada , uzun uzun teknolojisini ve bizlere sunduğu nimetleri yazmak yerine , Volvo yetkililerinin de benimle aynı fikirde olduğu düşünerek ; "aynası iştir yiğidin , lafa bakılmaz"
sözünü hatırlatıyor ve sizleri bu özelliği keyifle test edebileceğiniz bir uygulamaya davet ediyorum...

Kullanımı gayet basit ; klavyenizdeki sağ ok ile hızlanıyor , boşluk tuşu ile fren yapıyor , öndeki araca çarpmadan ve arkadaki araç tarafından da dürtülmeden yol alıyoruz. Aman derim , sert ve ani fren yapmayın yoksa arka taraftan birtakım nahoş sesler duyabilirsiniz...
Nasıl ?.. Tanıdık geldi mi?... Haydi şimdi aynı şeyi bu harika sistemi devreye sokarak deneyin ve aklınıza İstanbul trafiğini getirin...

Gelelim aracın kendisine ;
Kendi kendine fren yapan yeni XC60 bence çok başarılı bir araç ve çizgileri de bir o kadar özel. İç mekanda kullanılan renkler , yarı mat ahşap kaplamalar ve son derece dozunda kullanılmış metal objeler bana lüks tekneleri çağrıştırdı. Tıpkı S40 modelinde olduğu gibi , orta konsolun sıradışı incecik yapısı ve arkasındaki boşluk oldukça hoş bir detay...
Volvo ' nun XC60 için hazırladığı web sayfası , aylara göre değişen temaları ve hoş animasyonları ile içinde gezinmekten keyif alacağınız bir tasarıma sahip.
Tıpkı XC60 gibi , rakipleri de henüz vitrinlerde yerlerini almadılar.. Audi Q5 , Volkswagen Tiguan ve Volvo XC60 ' ın nasıl rekabet edeceklerini hep birlikte göreceğiz...

21.5.08

Citroen C4 Robot Game...

Kaç zamandır yazmayı unutuyordum , en nihayet fırsat bulabildim..
Citroen Baylas , C4 ' ün lansmanı dahilinde bizlere on-line bir oyun sunuyor ;

C4 Robot adlı oyunun içinde gerektiğinde otomobile , gerektiğinde de robota dönüşebiliyorsunuz. Üstelik oyunda , birebir modellenmiş Boğaziçi Köprüsü ve yapımı 2011 yılında tamamlanacak olan Marmaray ' dan da geçiyorsunuz. Açıkçası ben çok keyif aldım.. Mutlaka deneyin...

F1 Monaco Grand Prix...

Monaco.. Dünyanın en güzel ve en özel ülkelerinden biri..
Bu haftasonu Monaco ' nun sahil yolu kapatılacak ve 3 gün boyunca şehirdeki evlerin camları egzoz seslerinden titreyecek...

Monaco Grand Prix ;
23 Mayıs Cuma ; Antremanlar
24 Mayıs Cumartesi ; Sıralama turları
25 Mayıs Pazar ; Yarış

Tekneler marinalardaki yerlerini çoktan aldılar ve şu sıralar sahildeki evlerin balkonlarında telaşlı bir temizlik durumu hakim..
Keyifli seyirler...

Dekalo...Tıpkısının Ufağı Model Araçlar...

Model otomobiller ve motosikletleri ne kadar sevdiğimi etrafımdaki herkes çok iyi bilir.
Hatta modellerdeki işçilik kalitesi ve detaylara verilen önem konularında takıntılı olduğumu da...
Sonunda bu gibi istekleri tam olarak karşılayabilen ürünlerin yer aldığı ve internet üzerinden de alışveriş yapabileceğimiz bir firmaya rastladım ; Dekalo...

Satışa sunduğu ürünlerin üreticilerini burada tek tek saymayacağım ama bu işe meraklı iseniz , bu markaların kendi sitelerini bulup nasıl detaylara sahip ve ne kadar kaliteli ürünler ürettiklerini mutlaka inceleyin..

Düşünenlere ve girişimde bulunanlara teşekkürü borç bilirim..
Hepinize keyifli alışverişler...

YouTube...

Yorumsuz...

Audi Q5...


Daha önce yine buradan tanıttığım Vw Tiguan ' ın kardeşi nihayet geliyor. Grubun daha "kaliteli" ve daha "pahalı" üyesi olan Audi ' nin yorumu ile şekillenen Q5 , yıl sonunda ülkemizdeki bayilerin vitrinlerinden ışıklarını saçmaya başlayacak... Hakkında daha detaylı bilgi için şahsına ait web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Bu arada değinmeden geçemeyeceğim , Audi ' nin global web sitesindeki "Audi TV" yi mutlaka kurcalayın. Orada çok çok keyifli videolar bulabileceğinizi söyleyebilirim..

Yaşasın "otomotiv" kardeşliği...

Otomotiv dünyası , global ekonomi dinamiğinin yanında , sürekli "yeni model" yaratarak hayatta kalmayı başarabilen bir dünyadır. Bir şekilde yenilik yaratamayan , yeni model geliştiremeyen bir firma , tüm sektörlerde olduğu gibi , bu sektörde de yaşayamaz. Yeni model yaratma teması da bir otomotiv üreticisi için en büyük maliyet kalemidir. Yaratacakları yeni ürünün beğenilme oranı ise , yapılan tüm fizibilite çalışmalarına rağmen büyük oranda belirsizdir. Olumsuz senaryo durumunda , yeni model için yapılan tüm yatırımlar , harcanan tüm emekler havaya gidecek ve belki de firmayı iflasa sürükleyebilecektir.
İşte bu gibi yüksek riskler sebebiyle otomotiv firmaları , yeni model geliştirme yatırımlarında "maliyet azaltıcı" yöntemleri aramaya aşırı özen göstermektedirler.
Sayfayı fazla detaya boğmadan konu başlığına geri dönmek istiyorum ;
Birçok otomotiv firması , yeni araç yaratırken artık "ortak şasi" ve "ortak motor" kullanımına geçerek , maliyetlerde büyük oranda kar sağlamıştır.
Bir aracın temeli olan şasi ve kalbi olan motor halledilmişse , geri kalan iş büyük oranda kozmetik çalışması ve elektronikten ibaret kalıyor. Dolayısı ile şasi ve motoru başka marka-model araçlarla ortak kullanımın bir üreticiye ne kadar fayda sağlayabileceğini biz bile şu ekranın başında otururken algılayabiliyoruz.
Gelelim sektörden verebileceğimiz örneklere ;

Sektördeki en büyük "kardeşlik" Volkswagen grubuna ait. Volkswagen , Audi , Seat , Skoda ve Porsche bu grubun değerli üyeleri. İlk Porsche 'lerin Vw Beetle 'dan türetildiğini hepimiz biliyoruz. Güncel olarak sayarsak küçük kardeşler Vw Polo , Seat Ibiza , Skoda Fabia ve Audi'nin ülkemize ithal edilmeyen A2 modeli aynı şasileri paylaşıyorlar. Hatta bu araçlarda kullanılan tüm motorlar da ortak.
















Bu aile içinde daha büyük ebatlı örneklere gelirsek ;
Vw Golf , Audi A3 , Skoda Octavia , Seat Leon da aynı şasi-motor örneklerinden sayılabilir.





























Büyük ebatlı örneklerden Wv Passat , Audi A4 , Skoda Superb ;















Ailenin büyük arazi araçları Vw Touareg , Porsche Cayenne ve Audi Q8 ;

















Küçük kardeşler Vw Tiguan ve Audi Q5 ;
















Bu aileyi burada noktalayıp diğer bir ilginç aileye geliyoruz ; PSA grubu...
Citroen , Peugeot ve Fiat 'ın kurduğu bu ailede sadece ticari araç örneklerinde üç marka birlikte hareket ederken , binek otomobil örneklerinde ise Citroen ve Peugeot ' un ortaklıklarını görüyoruz...

Ticari kardeşlerden en popüler örnekler , Fiat Fiorino , Peugeot Bipper ve Citroen Berlingo ;
















Benim favorilerim Citroen C1 ve Peugeot 107 ;















Firmalar bu şekilde ortak genleri olan otomobiller üreterek maliyetleri önemli ölçüde azaltmış ve risklerini büyük miktarlarda yok etmiş olabilirler ancak şu da bir gerçek ki , günümüzde birbirinin aynısı pek çok marka-model araç piyasada ve hangisini alacağınıza karar vermek artık hiç olmadığı kadar zor... Size tavsiyem , eğer ki kendinizi bu şekilde bir karar noktasında bulursanız mutlaka ama mutlaka alternatif otomobilleri deneyin , kelimenin tam manasıyla onları üzerinize "giyin"... Size ne gibi hisler yaşatıyorlar , onlara dokunmak nasıl bir duygu , hangisini kullanırken daha fazla keyif aldınız gibi sorular sorun ve bunlara verdiğiniz cevaplara göre tercihinizi yapın.. Kısacası kesinlikle aralarında olabilecek ufak fiyat farklarına veya katalog verilerine göre hareket etmeyin ve yapacağınız tercihle olabildiğiniz kadar mutlu olun...

16.5.08

Uğur Şahin Design...

Nesiller boyunca hep övündük durduk "Türk" olmakla... Haklıyız da...
Ve dünya üzerinde Türk asıllı bir kişi herhangi bir başarıya imza attığında , en sık rastlanılan haliyle "Türk bilimadamının muhteşem buluşu" gibi bir başlıkla hemen magazin malzemesi yapar ve daha sonra da ışık hızıyla da unutuveririz..
Ama bir kişi de çıkıp demez neden bu adamlar ülkemizde değil de bilmemnerede yaşıyorlar? Neden bu gibi faaliyetleri kendi topraklarında yapmıyorlar? Bu insanlar ne ara yurtdışına çıktı , ne ara oralara yerleşti , ne ara isim yaptı..?? Bu sorular asla ama asla bitmez. En azından ben bu soruları nefessiz kalıncaya kadar üretebilirim. Biz sadece bir Türk'ün başardığı bir konuyu gazetelere ve ana haber bültenlerine taşırız , o da eğer konu ilginçse tabii...
Sadece 1 gün bahsedilir o kişiden ve yaptıklarından.. Sonra gelsin yine boş haberler , magazinler , reklamlar , Fenerbahçe-Galatasaray muhabbetleri..
Peki biz bu konularla kendimizi hipnotize ederken dünyada neler oluyor hiç düşündünüz mü?
Biz dünya çapında bazı başarılar elde eden "Türk"lerle ilgili anlamsız ve mastürbatif bir tatmin duygusu yaşayıp ertesi gün o kişiyi de mevz-u bahis olan konuyu da unuturken , öte yandan dünya bu kişilere sahip çıkıyor , saygı gösteriyor , destek oluyor..
Konumuz otomobiller olduğuna göre , daha fazla kültürel mesaj vermenin bir manasının olmadığını düşünüyorum. Konunun içeriğini kavrayamayan da kalmamıştır sanırım...

Hazır yeri gelmişken , daha önce yine bu sayfalarda kulaklarını çınlattığım Sayın Murat Günak ' a da tekrar saygılarımı iletiyorum...

...Ve nihayet , mesajın başlığında okuduğunuz gibi şimdi sizlere , bir Türk tasarımcı olan Uğur Şahin ' den söz etmek istiyorum ;
Kaç yılında nerede doğduğu ya da nerelerde tahsilini tamamladığı gibi bilgileri merak edenler kendileri araştırabilirler. Özetle ; arkadaşı Axel Van Mourik ile birlikte Hollanda ' da kurduğu stüdyosunda harikalar yarattığını ve dünyaya ismini gayet başarılı bir şekilde duyurduğunu söyleyebilirim.
Ancak özellikle şu cümle ile Uğur Şahin ' i özetlemek isterim ki , kendisi yeni Chevrolet Corvette konseptini hazırlayan kişidir...
Nasıl? Hepimiz , Türk olmasıyla gurur duyduk değil mi? Ama keşke tamamiyle Türk malı bir otomobilin konsept çizimlerine bakarken aynı şekilde gururdan göğsümüzü kabartabilseydik...

Uğur Şahin ' in internet sitesini ziyaret edip tasarımlarındaki muhteşemliği incelemenizi tavsiye ederim...
Ellerinize sağlık Sayın Uğur Şahin...

Sözlerim herhangi bir siyasi veya anti-milliyetçi mana içermemektedir , aksini düşünenleri , yazımı baştan sona tekrar tekrar okumaya davet ediyorum...
Sürç-i li'san ettiysem affola... Saygılarımla...

5.5.08

Yeni Honda Jazz...

Eğer ki sektörü yakından takip ediyorsanız bu haber aslında pek yeni bir haber değil. Ama Jazz'ı her kullandığımda kendisine ve onu tasarlayıp üreten sevgili çekik gözlü dostlarımıza olan hayranlığım bir kez daha pekişiyor. Bu arada , kimi ülkelerde Jazz'ın diğer adı "Fit" ve bence fazla sevimli bir isim de değil. Ben ona hep Jazz diyorum.

Günümüzde , yeni bir otomobilde olmasını mutlak şart koştuğum birkaç nokta var ki bunlar ;

-Temel güvenlik ekipmanları (abs , ön hava yastıkları , yan hava yastıkları)
-4 tekerlekte disk frenler
-Tiptronic (hem manuel hem de otomatik olarak kullanılabilen) vites
-Tam otomatik klima (mümkünse digital)
-Ön koltuklar arasında kapaklı ve eşya gözlü orta kol dayama konsolu
-Çok fonksiyonlu direksiyon
-Sunroof
-Düşük tüketim ve yeterli performans
-Mp3 player bağlantı soketi
-Elektrikli katlanır aynalar

Evet belki ben bazı konularda çok takıntılıyım ama Jazz , tüm bu isteklerimi layığıyla yerine getirebilen ve her zaman kullandığım tasviri ile "çok mantıklı " bir otomobildi. Birçok kullanıcı için gayet yeterli olmasına rağmen , göreceli olarak tek zayıf yönü olan motor gücü konusu ise artık geçmişte kalacağa benziyor.
Yeni jazz , en düşük motor seçeneği ile 1.300 cc hacimden i-vtec teknolojisi sayesinde 99hp çıkarabiliyor. Şahsen içimi kıpır kıpır yapan motor ise (umarım ülkemize ithal edilir) 1.500 cc / i-vtec /120hp olan versiyonu.
Yeni Jazz'ın mükemmel özelliklerini uzun uzun yazmayacağım , hele ki kabin içindeki harika değişimlerden bahsetmeyeceğim bile... Peki yeni Jazz'ın aldığı ödüllerden söz etmeli miyim? Bence hiç gerek yok..
Ama değinmeden geçemeyeceğim bir özelliği var ki gerçekten de otomobil kullanmanın zevkini tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla arttırıyor ;
Cam tavan.. Ön cam neredeyse tüm tavan boyunca uzanıyor. Bulutsuz ve bol yıldızlı bir gecede yeni Jazz ' ınızdan alacağınız zevki düşünebiliyor musunuz? Gerçi bu zevke günümüzde Peugeot 307-308 station sahipleri aşinadırlar ama Jazz gibi her yönü ile pratik bir otomobilde bu seçeneğin tadını çıkarmak sanırım bambaşka bir deneyim olacak... Özellikle de benim gibi bu opsiyona takıntısı olan bir tüketici için...
Bu arada , siz de bir Honda Jazz hayranı iseniz , Jazzcı Kardeşler adlı forum sitesini tavsiye etmekten büyük mutluluk duyacağımı belirtmek isterim.

Vector Supercar...

Sizler de hatırlar mısınız bilmem ama biraz nostalji yapmak istiyorum ;
Daha çok küçüktüm ama hatırı sayılır derecede bir araba delisi idim. İlkokul yıllarında Turbo markalı sakızların içinden otomobil resimleri çıkardı. Resimlerin altında da araçla ilgili bilgiler yazardı. Resimlerin bir de seri numaraları vardı. Eksiksiz tüm seriye sahip olan çocuklara gıpta ile bakardık. O yaşlarda , sırf daha fazla resime sahip olabilmek için bütün paramı sakızlara harcardım. O sakızlar halen satılıyor , ama içlerindeki resimlere hiç bakmadım doğrusu...

Turbo sakızının içinden çıkan araçlar arasında da en ilginç tasarımlı olanı Vector Twin Turbo idi... O yıllara göre geleceğe ait bir tasarıma sahip olan araç , bana göre halen de aynı geleceğe ait.. Vector kesinlikle alelade bir spor otomobil değil , o bir uzay aracı. Zaten firmanın web sitesindeki "mütevazi" slogan da bunu net bir şekilde açıklıyor...

Gelelim konumuza ; üreticiler "eskiye nur yağdırmaya" devam ediyorlar.. Tıpkı daha önce bahsettiğim diğer klasikleşmiş otomobillere yaptıkları gibi.. Hiç eskimemiş ve halen uzay filmlerini çağrıştıran böyle bir tasarım nasıl yeniden yorumlanır derseniz şöyle buyrun lütfen ;














Sizi bilmem ama ben , tıpkı çocukluğumda onu ilk gördüğümde olduğu gibi heyecan , merak ve erkeksi dürtülerin karışımından oluşan birşeyler hissettim. Tıpkı o zamanlarda içimden söylediğim , cevabını düşlediğim kelimeler tekrardan zihnimde belirdi ; "bu otomobile sahip olmak nasıl bir duygu olurdu acaba?"...

Bu konsept üretilse de üretilmese de bana bunları tekrar yaşattığı için Vector Motors Corporation yetkililerine çok teşekkür ediyorum...
Aranızda duygularımı paylaşanlar var mı?

F1 Türkiye Grand Prix...


...Ve sonunda sıra bize geldi ;
09 Mayıs Cuma - Antreman turları
10 Mayıs Cumartesi - Sıralama turları
11 Mayıs Pazar - Büyük yarış

İstanbul Park Pisti ve burada düzenlenen Formula1 Türkiye GP'si , halen bu ülkede yaşayan çoğu kimsenin tahmin edemediği kadar önemli bir organizasyon.. Umarım bu nimetlerin değerinin farkına bir an önce varırız..
Saygılarımla...

Bence... Vw Tiguan...

Evet daha önce pek çok yerde kendisi hakkında pek çok yazı okuduk ve görsellerine de aşinayız.. Ama artık ona dokunmanın , koklamanın , verdiği hisleri tatmanın ve en önemlisi "en önce teste çıkan ben olmalıyım" telaşını yaşamanın zamanı geldi.
Tiguan , Volkswagen vitrinlerinde birer birer yerini almaya başladı. Henüz test aracı yok ve satışı için de Haziran ayını bekleyeceğiz. Ama şu sıralar yeni bir araç satın almak isteyenler bence bir an önce gidip bir miktar peşinat verseler iyi olacak.

Peki nedir bu aracı bu kadar hevesle beklememize neden olan şey? Maddeler halinde açıklayayım ;

-Ölçüleri itibariyle şehir içi kullanımı için çok müsait olan bir arazi aracı. Yani çok fazla iri bir cüssesi yok. Bu da , şehir içinde gereksiz olan ve park etmesi de manevra yapması da sorun olabilecek dış ölçülerle muhatap olmayacağımız için güzel bir nokta. Ancak şunu kesinlikle gözardı etmeyelim , Tiguan gayet geniş , çok ferah ve bunun yanında çok iyi bir bagaja sahip bir araç. Tabii ki Türk tüketicisi , kesinlikle büyük bagaj sever...

-Benzinli motor seçenekleri 1.400 cc ve TSI teknolojili. Aynı anda hem turbo hem de supercharger beslemeli bu muhteşem motor teknolojisi , Tiguan'da an alt motor versiyonunda 150hp veriyor. Küçük motor hacmi ve çift-aşırı besleme sistemi kesinlikle çok verimli. Vw mühendislerine "2006'nın yılın en iyi motoru" ödülünü kazandıran bu teknolojinin yakıt tüketimi ve performans konularında ne kadar başarılı olduğunu söylememe gerek yok sanırım. (Bu teknoloji 2006'da geliştirildi ve birçok farklı Vw modelinde yer aldı)

-Arazi kabiliyetli araçların genelde büyük olan motor hacimleri nedeniyle hem yüksek yakıt tüketimi hem de yüksek vergi konularında can sıkıcı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bakın Tiguan kendisini nasıl anlatıyor ; 1,4-TSI... Yani yıllık vergisi 561.-YTL , motoru da 1.400 cc olduğu için yakıt tüketimi 1.600 cc motorlu otomobillerin tükettiği seviyede. Bunu yazarken , arazi araçlarını çok seven ama müsrifliklerinden yakınan sevgili babamın Tiguan'ı incelediği zaman yüzünde belirecek mutlu ifadeyi düşünüyorum..

-Tatlıyı en sona sakladım ; Tiguan bir 4x4...


Sonuç olarak VW , bu modelle bizlere küçük ve hesaplı bir Touareg sunuyor. Daha da önemlisi bu modelle birlikte , piyasada pastayı paylaşan Hyundai Santa-Fe , Honda CR-V , Toyota RAV-4 , Kia Sportage , Land Rover Freelander gibi örneklere öldürücü bir darbe indirmiş oluyor.
Açıkçası , test etmek için sabırsızlanıyorum...

Detaylı bilgi için Vw Global Web Site / Vw Türkiye Web Sitesi