21.4.10

Blog Ödülleri 2010...



Az daha unutuyordum...
Gerçi sayfanın sağında logo mevcut ama , yine de birkaç satır yazmak lazım...
Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da "Türkiye' nin en iyi blogları" yarışması Bö!2010 başladı...

Şimdi özetler ;
-2008 yılında arabadelisi henüz çok genç bir blog olduğu için yarışmaya katılamadık.
-2009 yılında 3. olduk.
-2010 yılında oylamalar halen devam ediyor...
-Bö!2010 sayfasına ulaşım için şuraya bir tık yeterli...

Bu yıl daha fazla kategori ve çok fazla aday var... Bu cidden sevindirici... İçlerinde müptelası olacağınız bloglar da var emin olun...
Cümleten kolay gele...

Süper Mini Modası...

Derin manalar içeren başlığımızdan eğer ki "etek" tanımını çıkarıyorsanız baştan yollarımızı ayıralım... Hatta o anı hiç yaşanmamış sayalım...
:)
Ufak tefek görünüp de Karamürsel sepeti misali , içerikleri sürprizlerle dolu otomobiller için genel ve en net sıfat "ufak" veya "mini" dir...
Ancak bu camiaya gönül vermiş varlıklar olduğumuz için , Mini kelimesinin bünyemizde tek ve kati bir karşılığı vardır ki , o da Bmw tarafından hayata döndürülen (hem de ne dönüş ama...) yaşayan efsane Mini Cooper ' dan başkası değildir...

Günümüze kadar , kendi yarattığı segmentin mutlak lideri olan Mini Cooper ' ı , hemen hiçbir konuda zorlayacak rakibi yoktu. Ne stil , ne kalite , ne performans... vs..vs..vs..
Artık bu pastanın ne kadar iştah açıcı olduğunu bilmeyen kalmadı. Çünkü Mini , bu pastayı yıllardır lüpletiyor... Ama artık kimsenin Mini ' ye pastanın tamamını kuzu kuzu teslim etmeye niyeti yok...
İşler oldukça kızışıyor... Hem de hiç olmadığı kadar... Hatta bu "kızışma" haberlerini daha önce birkaç kez daha yapmıştım...
Ama , yeni gelişmeler cidden şaşırtıcı...
Bu "süper-mini" cep roketleri segmentinin bir müptelası olarak , rakiplerinin herbirinin oldukça dişli olduğunu , herbirinin ayrı ayrı avantajlı ve çekici taraflarının olduğunu rahatça söyleyebilirim...

İşe önce tanıdık arkadaşlardan başlayalım ;

Fiat 500 Abarth

Kesinlikle stil sahibi... Üstelik genlerinin nereden geldiğini bize gayet güzel bir şekilde gösteriyor. Klasik Fiat 500 ile benzerliği çok hoş. Özellikle Abarth versiyonu performans olarak ciddiye alınması gerekli bir makine.

Alfa Romeo MiTO

Çok çok özel bir tasarım... Kaslı hatları kesinlike MiTO ' yu çok agresif gösteriyor. Standart motor seçenekleri aşırı agresif ve saldırgan bir performans içermese de , GTA versiyonu cidden akıl alıcı olacak , orası kesin...
Ben kendisinin ciddi bir hayranıyım... Keşke fiyatı da bu hayranlığımı iten değil de çeken bir unsur olabilseydi...

Citroen Ds3

İşte zurnanın zırt dediği yerlere geldik... Citroen , Ds3 ile gerçekten kafa karıştıracak... Stili çok farklı... Fransız estetiğinin etkisi belli oluyor. Aşırı kaslı görünmemesine rağmen , onda birşeylerin farklı olduğunu gayet net bir biçimde anlatabiliyor. Gövdeden farklı renkteki tavan uygulaması Mini ' den alıntı bir fikir olsa da , bence Ds3 ' e çok yakışıyor...
Kendisinden büyük sürprizler beklediğim Ds3 ' ün , özellikle fiyat olarak rakiplerinden avantajlı olacağını tahmin ediyorum...

Audi A1

İşte kalite kokan bir örnek... Audi son zamanlarda "Mercedes ve Bmw ' den sonra akla gelen 3. Alman" rolünü kesinlikle bıraktı. Artık "Alamanlar" ı sayarken insanların kafası karışıyor , sıralamaya karar veremiyor... Bu rüzgarın etkisini durdurmaya hiç de niyetli olmayan Audi , yeni minik sürprizi A1 ile pazarı kesinlikle sallayacak...
Marka imajı ve kalite konularında liderliği alacağını tahmin ettiğim Audi A1 , fiyat olarak rakiplerinden yüksek kalacaktır. Ne kadar güçlü motorlar kullanacağını ve ne zaman bir Audi klasiği haline gelmiş olan "S" ve "RS" versiyonlarını ortaya çıkaracağını ise cidden merak ediyorum... Peki , A1 quattro olur mu? Bekleyip göreceğiz...

Bmw 0 Serisi

İşte sürpriz diye ben buna derim... Kaputun altında taptaze motorlar var. Özellikle 3 silindirli turbo dizel versiyonu kesinlikle çok can yakacak... Detaylar daha sonra...

Saab

Şaşıranlar el kaldırsın... Benim elim şahsen hala havada... Üstelik ağzım da açık...
İlk aklıma gelen , Saab markasının bugüne kadarki üretim mantığı , hedef kitlesi ve marka imajı oldu. Sonrsında da çelişkiler silsilesi migrenimi azdırdı...
Saab , şimdiye kadar hemen hiçbir modeli ile herhangi bir segmentte başa güreşmedi ya da güreşemedi. Ama Saab müşterileri sadık olduklarından ve markanın da kalite / güvenlik gibi çok önemli iki konuda tüm dünyada bir ikon haline gelmiş olması sebebiyle bugüne kadar ayakta kalmayı bir şekilde başardılar. Şimdi böyle ateşli bir sınıfa dahil olmaya çalışma düşüncesi bile Saab için aşırı bence... Tüylerim diken diken oldu resmen...
Umarım herşeyi göze alıp bodozlama dalarlar ve umarım bu model gerçekten de Saab ' ı çok daha güzel yerlere getirir...

20.4.10

Bence "Keyif" Denen Şey İşte Budur...

Kendini bilmez iki arkadaşımız , atlamışlar üstü açılabilen Ferrari ' lerine , bu manzaranın tadını çıkarabilmek için vurmuşlar kendilerini kıvrımlı dağ yollarına...
Tam dayaklıklar... Nasıl gıcık oldum kendilerine anlatamam... Hasetimden ha çatladım ha çatlayacam , o derece yani...
Bireysel duygu selime kapılıp konsantrasyonumu buruşturmadan önce , son aklıbaşında cümlelerimi de hemen yazayım ;
Bu muhteşem manzaradan alınan haz , sanıyorum Ferrari f430 Scuderia Spider ve Ferrari 360 Modena Spider ' dan başka dünya üzerindeki hemen hiçbir otomobille bu kadar fazla alınamaz...
Üstelik oraya varış ve aynı yolun dönüşündeki virajlı yollarda (mekan tepede olduğuna göre mutlaka yolları da bol virajlıdır) bu makinelerin sunacağı tarifsiz eğlenceler de cabası...
Bence, hayali bile muhteşem...

13.4.10

400...

Dörtyüzüncü yazıya gelmişiz yahu... Neden kimse haber vermiyor?
:)

Kırmızıyı Sevenler Derneği...

Kırmızı da bir başka oluyor canım... İnsanın sürekli yıkayıp , cilalayıp parlatası geliyor...

Enfes...

Dikkat Çekmek İsteyenler Parmak Kaldırsın...

Dikkat çekici bir otomobile sahip olmak , kimilerinin pek hoşuna gitmezken , kimileri de otomobillerinin mevcut potansiyelleri ile yetinmeyip onların "dikkat çekebilme" kabiliyetlerini arttırmayı tercih ederler. Bunu sağlamanın farklı farklı yöntemleri bulunmakla birlikte , şimdiki konumuz gereği , bu işin "görsel" boyutuna hafiften dokunmak istedim...
Cinsiyet farketmeksizin , bir insanın kıyafetini tamamlayan en önemli unsur "ayakkabı"lardır. Doğru ayakkabı seçimi kişiyi vezir edebildiği gibi , inanılmaz bir hızla rezil edebilme kabiliyetine de haiz bir mühim bir meseledir. Bu edebiyat kokan cümlenin manasından derhal sıyrılıp , asli konumuz olan otomobillere dönüyoruz...
Doğru jant seçimi de , bir otomobili olduğundan çok daha çekici gösterebilirken , tabii ki bunun tam tersi şekilde görsel iticilik yaratabilir. Yine klişe bir ifade ile , "jantlar otomobillerin ayakkabılarıdır"...
Gösterişli jant denilince , üzerine doğrudan güneş ışığı düşen nikelaj kaplamalı ve büyük çaplı bir jant sanırım akla ilk gelen tip olacaktır.
İşte böyle bir jantı gündüz taşımak oldukça dikkat çekici iken , hava kararıp da şehire gece çöktüğünde (bak bak bak , ifadeye bak... breh breh breh...) cazibenizden hiçbirşey kaybetmememiz , hatta gündüz olduğundan daha fazla dikkat çekebilmeniz için alın size Amerika menşeili bir fikir ;

Sözkonusu Amerika olunca , tıpkı araçlar ve motor hacimleri gibi , "ego"lar da büyüyüp devasa boyutlara ulaşıyor işte...
Çamurlukların üzerine konumlandırılmış kuvvetli birer set led ışık ile jantları aydınlatma temeline dayanan oldukça basit bir fikir. Bu ledlerin renk değiştirebilir özellikte olanlarını kullanmak ise tamamen bir zevk meselesi...

Mesele , nasıl olursa olsun salt "dikkat çekmek" ise , bence mükemmel bir fikir...

Tabii bunu gördüğümde aklıma yıllar önce üretilmiş başka bir ürün geldi... :)
Bilmiyorum hatırlayanlarınız var mı ama , DUB Wheels ' ın Pimpstar adlı teknolojik jantından bahsedip geçmişi ya'd etmenin bence tam sırası...

Çalışma mantığı özetle şöyle , jantın kollarına entegre ledler ve bu ledleri kontrol eden ana ünite sayesinde en sade tanımıyla jantınıza istediğiniz fotoğrafı / görseli yükleyebiliyorsunuz. (yüklemek derken bilgisayar dilinden bahsediyorum)
DUB-Pimpstar dönerken bu ledler sayesinde ortaya gayet net bir şekilde yüklenen görsel çıkıveriyor...
Buyrun kendi gözlerinizle görün ;



Şimdi eğer ki aranızda DUB ' ın Pimpstar ' ını daha önce görmemiş olanlarınız varsa , hatta birden aşka gelip "ben bu jantlara mutlaka sahip olmalıyım" diyenleriniz de olursa diye size hemen kısacık bir ön bilgi vereyim ;
22" ölçüsünden başlayan bu jantların Amerika satış fiyatı da çapı gibi mütevazi bir biçimde 12.000.-$ seviyesinden başlıyor...
Yok "ben iflah olmam , kenarda da böyle bir döviz stoğum var zaten" diyorsanız da şuradan alışverişinizi yapabilirsiniz...
:)

12.4.10

Tarihten Bir Yaprak...

1959 Almanya Grand Prix ' i...
Hans Hermann ' ın B.R.M. type 25 ile yaptığı akıl alıcı kaza...

O yıllarda araçlarda kesinlikle hiçbir güvenlik önlemi yoktu. En mutlak gereklerden roll-bar , kask ve de emniyet kemeri olmadan yarışmak... Söylemesi bile dudaklarımı titretirken , o yıllarda bu efsane insanlar korkmadan sürat yapıyorlar , tampon tampona kıyasıya yarışıyorlardı...
O yılları hayal etmek bile içimi ürpertirirken , "efsane sürücü" tanımının kimler için yaratıldığını çok çok iyi anlıyorum...
Bu arada , Hans Hermann bu kazada hafifçe yaralanmış... Zaten fotoğraflarda da kendisini olan biteni aracın dışından seyrederken görebiliyoruz...
Mucize...
Bu vesileyle , kendisine en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum...
:)

Buğra ' dan...

Camianın içinde olanlar , bu kısa film tadındaki videoya konuk olan aracı , sahibini ve filmdeki oyuncuları tanırlar...
:)
Oyunculuklara , kurguya , çekime , ve tabii ki esas dikkat çekici nokta olan Honda Civic Vti Turbo ' ya kocaman bir alkış...
:)


8.4.10

Dodge Viper Srt-10 Final Edition...


Dodge Viper artık ufak estetik ameliyatlarla genç kalmak yerine , yepyeni bir tasarımla karşımıza çıkacak. İşte bu değişimden önceki son versiyon Viper Srt-10 Final Edition adıyla karşımızda...
Coupe , roadster ve Acr versiyonlarından toplam sadece 50.-adet üretilecek olan Final Edition , şimdiden tam bir koleksiyon otomobili olmaya aday...
Teknik verilerinde değişen birşey yok , 8.500.-cc hacmindeki v10 motor , 600.-hp güç ve 760.-nm tork üretiyor , 0-100.-km/h koşu süresi de 4.-saniyenin altında...
Yani yine nefes kesici , yine can yakıcı , yine tahrik edici , yine ağız sulandırıcı...
:)

6.4.10

Foto Albüm / 25...


2009 ve kuvvetle muhtemel 2010 yılının trend modası beyaz...
Sadelik , ona kesinlikle tadına doyulmaz bir çekicilik katıyor...

2011 Subaru Impreza Sedan Sti...

Beklenen nihayet gerçekleşti , yeni kasa Impreza ' nın STI versiyonu , hatchback kasanın makyaj operasyonu ile birlikte ortaya çıktı...
Yeni kasa hatchback , oldukça hoşuma giden bir tasarıma sahip. Yeni kasa STI , performans açısından bekleneni fazlasıyla veremiyor ve en dişli rakibi Mitsubishi Evo X ' in gerisinde kalıyor.
Şimdiye kadaki tüm Impreza STI ve Mitsubishi Evo versiyonları birbirlerine net bir üstünlük sağlayamıyorlar , başabaş şekilde çok keyifli koşuyorlardı. Ama son versiyonalrda iş tamamen değişti , yeni Impreza deyim yerindeyse fanatiklerini hayal kırıklığına uğratırken , Evo fanatikleri 10. versiyonları ile zirveyi ele geçirdiler. Kesinlikle Mitsubishi Evo X , her yönden yeni Impreza STI ' dan çok çok daha üstün bir otomobil...
Neyse , konumuz Evo değil... Ondan başka bir zaman geniiiş geniş bahsederiz... :)
Gelelim yeni Impreza Sedan STI ' a...
Tasarımı bence kesinlikle eski sedan STI ' lar kadar heyecan vermiyor , hatta güncel hatchback kasadan da daha az çekici bile diyebilirim...
Onun ne derece başarılı olacağını zaman gösterecek...

Impreza Sedan STI ' ın burun kısmı her ne kadar hoşuma gitse de (ne mutlu ki hatchback modele çok benziyor) , bu kalçalarla bence işi gerçekten de zor olacak...


1.4.10

Mercedes Sls Amg Gt3...

Otomotiv devleri , "eskilere nur yağdırma" çalışmalarına nefessiz devam ediyorlar...
Bunun en son örneklerinden biri de , 50 ' li yılların efsane otomobili Mercedes 300 SL , yani esas adıyla Gullwing (martı kanat) ...

Tabii Mercedes mühendisler bu efsaneyi yeniden yaratmaya çalışırlarken günümüz tasarım trendleri ve son teknolojilere paralel hareket ettiler. Adına da SLS dediler...

Kesinlikle üst düzey bir malzeme ve işçilik kalitesi , muhteşem bir teknoloji ve harika mekanik yetilerle donatılan SLS , şahsen benim hiç hoşuma gitmedi. Tasarımında beni iten birşeyler var ama tam olarak adını koyamıyorum...
SLS ile ilgili teknik verilere hiç girmeyeceğim , çünkü zaten yeteri kadar yazıldı çizildi.
Benim SLS hakkında esas iletmek istediğim şey ; Mercedes ' in resmi modifiye dükkanı AMG ' nin mühendisler , SLS ' in GT3 yarış versiyonunu üretiyorlar da onu hemen söyleyivereyim dedim... :)

Herşey bir yana , her ne kadar bu makineyi sevemesem de , GT3 versiyonunun sesini cidden çok merak ediyorum...
:)

30.3.10

...Vee Perde...!!!

Ford Focus Rs500 nihayet perdelerini açtı..
Hepi topu 500.-adet üretilecek olan Rs500 , Avrupa ' da 20 ülkeye gönderilecek. Üstelik , her ülkenin kotası da şimdiden belli...

Hiç boşuna heveslenmeyin , Rs500 biz Türkler için maalesef sadece bilgisayarlarımızın masaüstlerini süsleyen bir jpeg dosyasından fazlası olamayacak. İsteyen cep telefonlarına da yükleyebilir , bu konuda herhangi bir kısıt yok...
Gelelim yeni Rs500 ' ün rakamsal tanımlamalarına ;
Volvo ile birlikte ortak geliştirilen 5 silindirli ve 2.500.-cc hacmindeki turbo beslemeli kalbi 350.-hp güç ve mütevazi şekilde 460.-nm tork üretiyor. Bütün bu güç ve torku 6 ileri manuel şanzıman ve Quaife marka kilitli diferansiyelle ön akslara gönderiyor. Evet Rs500 bu kadar yüksek kapasiteye rağmen sadece önden çekişli...

Motorun ürettiği bu güç , nihayet mütevazi gezegenimizin yerkabuğuna , RevoKnuckle ön süspansiyon ve 19" jantların üzerine giydirilmiş 235/35/19 ölçülerindeki Continental marka lastiklerle ulaşıyor...

0-100.-km/h hızlanmasını 6.-saniyenin altında tamamlayan Rs500 , önden çekişli olmasına rağmen Focus genlerinden gelen kabiliyetlerle muhteşem bir yol tutuş ustası... Bundan kimsenin hiçbir şüphesi olmasın...
Bu kadar verinin sonrasında ne mi oluyor? Hemencecik anlatıvereyim...
Bütün hadise sağ ayağınız altındaki pedalı taban döşemesine doğru ittirdiğinizde başlar...
Orta konsolun üzerinde konumlanmış 3 ' lü gösterge grubundaki turbo basınç göstergesinin haylaz çubuğu yukarı doğru hareket etmeye başlar , ve siz de 5 silindirinize birden turbo tarafından doldurulan yüksek basınçlı havanın akış sesi eşliğinde sanki kucağınıza görünmeyen bir fil oturmuş da geriye-size doğru yaslanıyor gibi hissedersiniz...

Hemen her otomobil yazarı bu durum için "sanki görünmeyen bir el (veya güç) tarafından koltuğunuza bastırılıyorsunuz" şeklinde klişe bir ifade kullanır... Belki basmakalıp bir cümle ama gerçekten de durum budur. Turbo bir araçta tam kapasite hızlanmaya başladığınızda örneğin varsa gözünüzdeki gözlük size ağır gelmeye başlar , kollarınızla direksiyona sıkı sıkıya asılıp ondan kopmamaya çalışırsınız , bunu yaparken sanki kollarınızın orangutanların kolları gibi bir miktar uzadığını zannedersiniz , nefes alışınız güçleşir , konsantrasyonunuz zirve yapar , damarlarınızdaki adrenalin miktarı inanılmaz seviyelere ulaşır... Ayağınızı gazdan çektiğinizde de yüzünüzde manasız bir tebessüm belirir...
Konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan tadında bitirelim...
Bu arada , taze taze duvar kağıtlarımızdan buyurmaz mısınız?...